Aliağa'da Yas Süreci Danışmanlığı

Kaybın ardından yolunuzu bulurken size eşlik etmek için.

Aliağa'da yas süreci ve kayıp danışmanlığı - Kadir Şahbaz

Herkes bir süre sonra hayatına döndü. Siz de dönmüş gibi yapıyorsunuz ama içeride bir şey aynı yerde duruyor. Bazı günler iyi geçiyor, sonra beklenmedik bir an — bir şarkı, bir koku, telefonda beliren bir isim — her şeyi yeniden başa sarıyor.

Belki çevrenizdekiler artık konuyu açmıyor; siz de onları yormamak için susuyorsunuz. Belki "bu kadar sürmemeli" diye düşünüyorsunuz. Belki hissettiğiniz şey yalnızca üzüntü değil — öfke, suçluluk, hatta rahatlama da var ve bunları söylemeye çekiniyorsunuz.

Yas bir hastalık değildir; bağ kurmuş olmanın bedelidir. Yas tutan herkesin terapiye ihtiyacı yoktur ve sürecin kendi hızı vardır. Ama bazı durumlarda yas tıkanır ve kişi olduğu yerde kalır. Aşağıda bu ayrımı ve ne zaman destek almanın yerinde olduğunu anlattım.

Yani yas tutan çoğu kişi, zaman, kendi kaynakları ve çevresinin desteğiyle kaybına uyum sağlar. Terapi, bu doğal süreç tıkandığında anlamlı hâle gelir.

Ne Hissettiğinizi Anlatmak Zorunda Değilsiniz

İlk temasta ayrıntı vermeniz gerekmez. Ücretsiz ön görüşmede yalnızca sürecin nasıl işlediğini konuşabiliriz.

WhatsApp'tan Yazın Telefonla Arayın Takvim Randevusu Al

Yas Sürecinde Neler Yaşanır?

Yasın görünümü kişiden kişiye büyük ölçüde değişir. Sık karşılaşılanlar:

  • Duygusal: Derin özlem, üzüntü, öfke, suçluluk, pişmanlık, boşluk hissi, zaman zaman rahatlama ve ardından gelen suçluluk
  • Bilişsel: İnanamama, kaybı kabul etmekte zorlanma, kaybedilen kişiyle ilgili zihne üşüşen görüntü ve düşünceler, dikkat ve karar verme güçlüğü
  • Bedensel: Yorgunluk, uyku ve iştah değişiklikleri, göğüste sıkışma, bağışıklıkta zayıflama
  • Davranışsal: Kaybedilen kişiyi hatırlatan yer ve nesnelerden kaçınma ya da tersine onlara sıkıca tutunma; eşyalara dokunulmasına izin vermeme
  • Sosyal ve varoluşsal: Çevreden kopma, "kimse anlamıyor" hissi, inanç ve anlam dünyasının sarsılması

Bunların hepsi yasın olağan görünümleridir. Yas yalnızca ölümle de sınırlı değildir: ayrılık ve boşanma, iş kaybı, göç, sağlığın ya da bir yetinin kaybı da benzer süreçler başlatır.

"Yasın Beş Aşaması" Doğru mu?

Yaygın olarak bilinen aşamalı model (inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, kabul), özgün olarak ölmekte olan hastaların kendi ölümleriyle ilişkilenme biçimini betimlemek üzere geliştirilmiş; yas tutanların deneyimini tanımlamak için tasarlanmamıştır. Yas tutan kişilerin bu aşamalardan belirli bir sırayla geçtiğine dair ampirik destek sınırlıdır.

Günümüzde daha iyi işleyen tanım, yasın salınımlı bir süreç olduğudur: kişi bir yandan kaybın acısıyla yüzleşir, bir yandan da yaşamı sürdürmenin gerekleriyle uğraşır ve bu ikisi arasında gidip gelir. İyi bir gün kötü bir günün ardından gelebilir; bu geriye gidiş değil, sürecin doğal işleyişidir.

Bu ayrım pratikte önemlidir. Aşama modeline inanan kişiler "hâlâ kabul aşamasına gelemedim" diyerek kendilerini yetersiz bulur; oysa böyle bir sıra yoktur ve "kabul" bir bitiş çizgisi değildir.

Uzamış Yas Bozukluğu Nedir?

Yas belirli bir azınlıkta yoğunluğunu koruyarak sürer ve işlevselliği bozar. Bu tablo güncel tanı sınıflandırmalarında uzamış yas bozukluğu olarak yer alır ve daha önce kullanılan "karmaşık yas" ya da "travmatik yas" gibi standart olmayan terimlerin yerini almıştır.

  • Süre ölçütü: ICD-11 kaybın ardından atipik biçimde uzun süren, en az altı aylık bir tabloya işaret eder; DSM-5-TR ise tanı için kaybın üzerinden en az on iki ay geçmiş olmasını arar.
  • Çekirdek belirtiler: Kaybedilen kişiye yönelik yoğun ve süregiden özlem, zihnin sürekli onunla meşgul olması ve kaybı kabul etmekte belirgin zorlanma. Bu üçü, alan araştırmalarında en sık bildirilen belirtilerdir.
  • Ayırt edici nokta: Belirtilerin varlığı değil, aradan geçen zamana rağmen yoğunluğunu koruması ve günlük yaşamı bozmasıdır.

Uzamış yas bozukluğu yaygınlığı, kullanılan ölçüt ve örneklem yöntemine göre değişir. Genel yas tutan nüfusta olasılıklı örneklemlerde %5, olasılıklı olmayan örneklemlerde %16 bildirilmiştir; nüfus temelli çalışmalar tipik olarak %5–13 aralığında sonuç vermektedir. Almanya'da yürütülen temsili bir çalışmada oran, uygulanan tanı algoritmasına göre %4,7 ile %6,8 arasında değişmiştir.

Buna karşılık doğal olmayan ölümlerin (ani, beklenmedik ya da şiddet içeren) ardından oran çok daha yüksektir; bir meta-analizde bu grup için %49 bildirilmiştir. Riski artıran diğer etkenler arasında çocuk kaybı ve kaybın ilk yıl dolmadan önce yoğun belirtilerle seyretmesi yer almaktadır.

Yas Terapisi İşe Yarıyor mu?

Uzamış yas belirtilerine yönelik bilişsel davranışçı terapileri inceleyen meta-analiz, 2.602 yas tutan yetişkini kapsayan 22 çalışmada tedavi sonunda orta düzeyde (g = 0,65; %95 GA 0,49–0,81), izlemde ise büyük düzeyde (g = 0,90; %95 GA 0,37–1,43) etki bildirmiştir.

10.330 katılımcılı 55 çalışmayı ve 11 farklı müdahaleyi karşılaştıran bir ağ meta-analizinde, bekleme listesine kıyasla davranışçı terapi (SMD −1,05), üçüncü dalga bilişsel davranışçı terapi (SMD −1,00), aile terapisi (SMD −0,87), psikodinamik terapi (SMD −0,88) ve bilişsel terapi (SMD −0,84) yas belirtilerini anlamlı biçimde azaltmıştır.

Beklentiyi baştan doğru kurmak gerekir: yas terapisi duygusal olarak yorucu bir süreçtir, çünkü çekirdek bileşenlerinden biri kaybın gerçekliğiyle temas kurmaktır. Bu nedenle hızı birlikte belirler, ilerlemeyi düzenli aralıklarla gözden geçiririz. Ani, beklenmedik ya da şiddet içeren kayıplarda süreç daha uzun sürebilir ve travma çalışmasıyla birlikte yürütülür.

Terapide Neler Üzerine Çalışıyoruz?

  • Kaybın gerçekliğiyle temas: Kaçınılan anıların, konuşmaların ve yerlerin kademeli olarak ele alınması. Bu adım zorlayıcıdır ve hızını siz belirlersiniz.
  • Salınımın düzenlenmesi: Yalnızca acıyla ya da yalnızca meşguliyetle geçen bir düzen yerine, ikisi arasında sağlıklı bir gidiş geliş kurmak.
  • Suçluluk ve pişmanlıkla çalışma: "Keşke" cümleleri yasın en sık takıldığı yerdir. Sorumluluğun gerçekçi sınırlarını birlikte gözden geçiririz.
  • Bağın yeniden düzenlenmesi: Amaç unutmak ya da "geride bırakmak" değildir; kaybedilen kişiyle kurulan bağın, yaşamı sürdürmeye izin veren bir biçime kavuşmasıdır.
  • Anlam ve kimlik: Kaybın ardından "ben kimim" sorusunun yeniden ele alınması, özellikle uzun süreli bir bakım verme ya da eş kaybı sonrasında.
  • Sistemik bakış: Yas bir ailenin tamamını etkiler ve her üye farklı hızda ilerler. Bu fark, ailede sıkça yanlış anlaşılır. Gerektiğinde aile görüşmelerini sürece dâhil ederiz.
  • Eşlik eden tablolar: Yasa depresyon ya da travma sonrası stres eşlik edebilir; özellikle ani ve şiddet içeren kayıplarda bu ayrımı gözetmek gerekir.

Kaybın Türü Süreci Değiştirir

  • Ani ve beklenmedik kayıplar: Kaza, afet, cinayet ya da intihar sonrası yasa çoğu zaman travmatik tepkiler eşlik eder ve süreç daha karmaşık ilerler.
  • Çocuk kaybı: Uzamış yas riskinin en yüksek olduğu kayıp türlerinden biridir ve eşler arasındaki farklı yas biçimleri ilişkiyi ayrıca zorlar.
  • İntihar sonrası yas: Suçluluk, öfke, utanç ve çevrenin sessizliği bir arada yaşanır. Bu tablo özel bir hassasiyet gerektirir.
  • Belirsiz kayıplar: Kaybolan bir yakın ya da ilerlemiş bunama gibi durumlarda kişi hem vardır hem yoktur; yas tamamlanamaz ve süreç askıda kalır.
  • Uzun süreli bakım sonrası kayıp: Rahatlama duygusu sık görülür ve neredeyse her zaman suçlulukla birlikte gelir. Bu, kaybedilen kişiye duyulan sevginin azaldığı anlamına gelmez.

Ne Zaman Destek Almalısınız?

  • Aradan aylar geçmesine rağmen yasın yoğunluğu hiç azalmadıysa
  • İş, okul, öz bakım ya da ilişkileriniz belirgin biçimde bozulduysa
  • Kaybedilen kişiyi hatırlatan her şeyden kaçınıyor ya da hiçbir şeye dokunulmasına izin vermiyorsanız
  • Yoğun suçluluk ya da öfke duygusu yerini bırakmıyorsa
  • Kayıp ani, beklenmedik ya da şiddet içeren bir biçimde gerçekleştiyse
  • Baş etmek için alkol ya da madde kullanımına yöneldiyseniz

Ölüm ya da kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa lütfen bunu tek başınıza taşımayın. Randevu beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Güvendiğiniz bir kişiye durumu söylemek, o an atılabilecek en koruyucu adımlardan biridir.

Yakınları İçin

  • "Zamanla geçer", "en azından acı çekmiyor", "güçlü olmalısın", "başkalarının başına daha kötüsü geldi" gibi ifadeler teselli etmez; yalnızlaştırır.
  • Konuşmaktan kaçınmayın. Kaybedilen kişinin adını anmak acıyı hatırlatmaz; zaten hiç unutulmamıştır. Asıl acıtan, adının hiç geçmemesidir.
  • Somut yardım önerin. "Bir şeye ihtiyacın olursa ara" yerine "salı akşamı yemek getiriyorum" daha işe yarar.
  • İlk haftalardan sonra da orada olun. Destek genellikle cenazeden sonraki ay içinde azalır; oysa en zor dönem çoğu zaman sonrasında başlar.
  • Yas takvimine karışmayın. Herkes farklı hızda ilerler ve bu fark bir sorun değildir.

Süreç Nasıl İşliyor?

  • İlk seans: Değerlendirme görüşmesidir. Kaybın nasıl gerçekleştiğini, aradan ne kadar zaman geçtiğini ve şu anda neyin en çok zorladığını konuşuruz. Anlatmakta zorlandığınız ayrıntıları paylaşmak zorunda değilsiniz.
  • Seans süresi ve sıklığı: Seanslar 60 dakika sürer ve genellikle haftada bir kez yapılır.
  • Toplam süre: Kaybın türüne, aradan geçen süreye ve eşlik eden tablolara göre değişir. Beklentiyi ilk değerlendirmenin ardından birlikte belirleriz.
  • Anlamlı tarihler: Yıl dönümleri, doğum günleri ve bayramlar öngörülebilir biçimde zorlayıcıdır. Bu tarihleri süreç içinde önceden planlarız.
  • Gizlilik: Paylaştığınız her şey, yasal zorunluluklar dışında gizli tutulur.

Yasın Hızını Siz Belirlersiniz

İlk görüşme bir değerlendirmedir. Nerede olduğunuzu birlikte anlar, destek gerekip gerekmediğine karar veririz.

WhatsApp'tan Yazın Randevu Bilgileri Takvim Randevusu Al

Sıkça Sorulan Sorular

Yas için terapiye ihtiyacım var mı?

Çoğu kişinin ihtiyacı yoktur. Kaybın ardından ayrım gözetmeksizin herkese sunulan genel yas müdahaleleri, toplu olarak bakıldığında etkisiz bulunmuştur; buna karşılık klinik düzeyde uzamış yas belirtileri olan kişilerle yürütülen psikoterapi en az orta düzeyde etki göstermektedir. Yas tutan çoğu kişi zaman, kendi kaynakları ve çevresinin desteğiyle kaybına uyum sağlar. Terapi, bu doğal süreç tıkandığında anlamlı hâle gelir.

Yasın beş aşaması diye bir şey var mı?

Yaygın olarak bilinen aşamalı model, özgün olarak ölmekte olan hastaların kendi ölümleriyle ilişkilenme biçimini betimlemek üzere geliştirilmiştir; yas tutanların deneyimini tanımlamak için tasarlanmamıştır ve belirli bir sırayla geçildiğine dair ampirik destek sınırlıdır. Yas, aşamalı değil salınımlı bir süreçtir: kişi kaybın acısıyla yüzleşmek ile yaşamı sürdürmenin gerekleriyle uğraşmak arasında gidip gelir. İyi bir günün ardından kötü bir gün gelmesi geriye gidiş değildir.

Yas tutmanın "doğru" bir süresi var mı?

Hayır. Yasın herkes için geçerli bir takvimi yoktur. Tanı sistemleri yalnızca uzamış yas bozukluğu için bir alt sınır tanımlar: ICD-11 en az altı ay süren atipik biçimde uzun bir tabloya işaret ederken, DSM-5-TR tanı için kaybın üzerinden en az on iki ay geçmiş olmasını arar. Bu ölçütler "bu süreden sonra yas tutmak yanlıştır" anlamına gelmez; belirtilerin yoğunluğunu koruyup korumadığına ve günlük yaşamı bozup bozmadığına bakılır.

Uzamış yas bozukluğu ne sıklıkta görülür?

Genel yas tutan nüfusta nüfus temelli çalışmalar tipik olarak %5–13 aralığında oranlar bildirmektedir; Almanya'da yürütülen temsili bir çalışmada oran, uygulanan tanı algoritmasına göre %4,7 ile %6,8 arasında değişmiştir. Doğal olmayan ölümlerin ardından ise oran çok daha yüksektir; bir meta-analizde bu grup için %49 bildirilmiştir.

Yas terapisi gerçekten işe yarıyor mu?

Uzamış yas belirtilerine yönelik bilişsel davranışçı terapileri inceleyen meta-analiz, 2.602 yetişkini kapsayan 22 çalışmada tedavi sonunda orta (g = 0,65), izlemde büyük (g = 0,90) düzeyde etki bildirmiştir. Dürüst olmak gerekirse klinik olarak anlamlı değişim katılımcıların yarısından fazlasında gözlenmemektedir, süreç duygusal olarak yorucudur ve ölüm nedeni doğal olmadığında etki daha küçüktür. Bu nedenle beklentiyi baştan gerçekçi kurar ve ilerlemeyi birlikte ölçeriz.

Ne zaman yas için destek almalıyım?

Aradan aylar geçmesine rağmen yasın yoğunluğu hiç azalmadıysa, iş ve ilişkileriniz belirgin biçimde bozulduysa, kaybedilen kişiyi hatırlatan her şeyden kaçınıyorsanız, yoğun suçluluk ya da öfke yerini bırakmıyorsa veya kayıp ani, beklenmedik ya da şiddet içeren bir biçimde gerçekleştiyse destek almanın anlamı belirgin biçimde artar.

Yas tutan yakınıma nasıl destek olabilirim?

"Zamanla geçer", "en azından acı çekmiyor" ya da "güçlü olmalısın" gibi ifadeler teselli etmez, yalnızlaştırır. Kaybedilen kişinin adını anmaktan çekinmeyin; asıl acıtan, adının hiç geçmemesidir. "Bir şeye ihtiyacın olursa ara" yerine somut bir yardım önerin ve ilk haftalardan sonra da orada olun — destek genellikle cenazeden sonraki ay içinde azalır, oysa en zor dönem çoğu zaman sonrasında başlar.

Yas danışmanlığı online yapılabilir mi?

Evet. Aliağa'da yüz yüze görüşebilir ya da Türkiye'nin her yerinden online seans oluşturabilirsiniz. Yasın ilk döneminde evden çıkmanın zor geldiği durumlarda online seçenek sürece başlamayı kolaylaştırır.

Seans ücreti ne kadar?

Seans ücreti; görüşmenin bireysel mi çift ya da aile görüşmesi mi olduğuna ve uygulanacak yönteme göre değişir. Bu nedenle tek bir rakam vermek yerine, ücretsiz ön görüşmede size uygun çerçeveyi belirleyip net ücret bilgisini paylaşıyorum. Ön görüşme için WhatsApp'tan yazabilir ya da arayabilirsiniz.

Bu Konuda Yazılar

Depresyon, yas ve travma başlığı altında yazdığım, bu sayfadaki konuları ayrıntılandıran yazılar:

Kimse Sizden Unutmanızı İstemiyor

Yas çalışmasının amacı kaybı geride bırakmak değil, onunla yaşamayı mümkün kılmaktır. Konuşarak başlayalım.

WhatsApp'tan Yazın Randevu ve İletişim Takvim Randevusu Al

Kaynaklar

  1. Komischke-Konnerup, K. B. ve ark. (2024). Grief-focused cognitive behavioral therapies for prolonged grief symptoms: A systematic review and meta-analysis. Journal of Consulting and Clinical Psychology.
  2. Psychotherapies for prolonged grief disorder in adults: A systematic review and network meta-analysis (2024). Asian Journal of Psychiatry. (55 çalışma, 10.330 katılımcı)
  3. Comtesse, H. ve ark. (2024). Prolonged grief disorder prevalence in the general bereaved population: A systematic review and meta-analysis.
  4. Treml, J. ve ark. (2024). Prolonged grief disorder in ICD-11 and DSM-5-TR: Differences in prevalence and diagnostic criteria. Frontiers in Psychiatry, 15, 1266132.
  5. Djelantik, A. A. A. M. J. ve ark. (2020). The prevalence of prolonged grief disorder in bereaved individuals following unnatural losses: A systematic review and meta-regression analysis. Journal of Affective Disorders, 265, 146–156.
  6. Lundorff, M., Holmgren, H., Zachariae, R., Farver-Vestergaard, I., & O'Connor, M. (2017). Prevalence of prolonged grief disorder in adult bereavement: A systematic review and meta-analysis. Journal of Affective Disorders, 212, 138–149.

Son güncelleme: 31 Temmuz 2026

Kadir Şahbaz

Kadir Şahbaz

Psikolojik Danışman ve Sistemik Psikoterapist

Aliağa'da birey, çift, çocuk, ergen ve ailelerle çalışan psikolojik danışman ve sistemik psikoterapisttir. Lisans eğitimini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamladı; sistemik psikoterapi eğitimini Sistemik Psikoterapi Enstitüsü'nde aldı. Çalışmalarında sistemik yaklaşımın yanı sıra bilişsel davranışçı yöntemlerden ve EMDR'den yararlanır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde aynı alanda yüksek lisans yapmakta olup tez çalışması ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerinedir.

Kadir Şahbaz hakkında ayrıntılı bilgi →
WhatsApp ile Ulaşın