Çocuk ve Ergen

Okula Uyum Süreci: Okula Gitmek İstemeyen Çocukta Ne Yapmalı?

Yazar: Kadir Şahbaz | Yayın Tarihi: 3 Eylül 2026 | Güncelleme: 3 Eylül 2026

Okula uyum süreci ve çocuk ergen danışmanlığı

Millî Eğitim Bakanlığı'nın çalışma takvimine göre 2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlıyor; okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için uyum eğitimleri ise 7-11 Eylül 2026 tarihleri arasında yapılıyor. Yani birçok ev için hazırlık dönemi çoktan başladı.

Danışmanlık odasında eylül ayı belirgin biçimde yoğunlaşır. Gelen başvurular çoğunlukla üç başlıkta toplanır: okula gitme isteksizliği, sabahları tekrarlayan ağlama ve karın ağrısı gibi bedensel yakınmalar ve öğretmenden gelen dikkat, düzen ve davranış geri bildirimleri. Bu üçü aynı dönemde ortaya çıktığı için sık sık birbirine karıştırılır; oysa altlarındaki nedenler ve dolayısıyla yapılması gerekenler farklıdır.

Bu yazıda normal uyum tepkisi ile klinik olarak ele alınması gereken tablonun nasıl ayrıldığını, okula gitmeme davranışının hangi işlevleri gördüğünü, okul açılışının neden dikkat eksikliği ve DEHB belirtilerini görünür kıldığını, ilk iki hafta için uygulanabilir bir planı ve destek alma eşiğini bulacaksınız.

Okula Uyum Süreci Ne Kadar Sürer, Ne Kadarı Normaldir?

Uyum, tanımı gereği bir geçiş dönemidir. Yaz boyunca esneyen uyku saatleri, serbest zaman ve düşük yapılandırma; birkaç gün içinde sabit bir saatte kalkmaya, kırk dakikalık oturmalara, sıraya girmeye ve yönerge takibine dönüşür. Bu, çocuk için ciddi bir talep artışıdır.

Bu nedenle ilk haftalarda görülen şu tepkiler beklenendir:

  • Sabah kalkmakta zorlanma ve isteksizlik
  • Akşamları huzursuzluk, çabuk sinirlenme, ağlamaya yakın olma
  • İştah ve uyku düzeninde geçici oynamalar
  • Küçük yaşlarda ayrılık anında ağlama, sarılıp bırakmama
  • Okul dönüşü aşırı yorgunluk ve hiçbir şey konuşmak istememe
  • Daha önce kazanılmış bazı becerilerde geçici gerileme (küçük çocuklarda)

Klinik uygulamada bu tepkiler için kullanılan pratik çerçeve iki ile dört haftadır. Ancak belirleyici olan sürenin kendisi değil, eğimidir: tepkiler her hafta biraz hafifliyorsa süreç normal seyrediyordur. Aynı şiddette sürüyorsa ya da artıyorsa, tabloyu yalnızca "uyum" ile açıklamak yeterli olmaz.

Pratik ayırt edici soru: Çocuk okula girdikten sonraki bir saat içinde toparlanıyor mu?

Kapıda ağlayıp sınıfa girdikten kısa süre sonra oyuna ve derse katılan bir çocukta tablo çoğunlukla ayrılık anına özgüdür. Buna karşılık gün boyu sıkıntısı süren, revire çıkan, arkadaşlarından uzak duran bir çocukta mesele yalnızca ayrılık değildir. Bu bilgiyi öğretmenden almak, evden yapılan gözlemden daha güvenilirdir.

İsteksizlik mi, Okul Reddi mi?

Bu iki tablo günlük dilde aynı ifadeyle anlatılır: "okula gitmek istemiyor". Klinik olarak ise ayrılırlar.

İsteksizlik, çocuğun söylenerek de olsa okula gitmesi, okulda gün içinde toparlanması ve akşam olağan haline dönmesidir. Okul reddi ise gitmeme davranışının süreklilik kazanması ve genellikle belirgin bir sıkıntıyla birlikte görülmesidir.

Alanyazında okula devam sorunları tek bir başlık altında toplanmaz. Yaygın kabul gören ayrım dört gruptan oluşur: kaygı temelli okul reddi, izinsiz devamsızlık (okuldan kaçma), ailenin çocuğu okuldan alıkoyması ve okulun uzaklaştırma uygulaması (Heyne ve ark., 2019).

Bu ayrım biçimsel değildir; her birinin müdahalesi farklıdır. Kaygı temelli bir tabloda yaptırım artırmak sorunu büyütürken, dışarıdaki bir kazanç için okuldan kaçan bir ergende yalnızca kaygıyı çalışmak sonuç vermez.

Toplum örneklemli bir çalışmada kaygı temelli okul reddi yaklaşık %2, izinsiz devamsızlık ise daha yüksek oranlarda bildirilmiştir (Egger, Costello & Angold, 2003). Yani bu tablo nadir değildir ve "sadece bizim çocuğumuzda" görülen bir durum değildir.

Okula Gitmeme Davranışı Hangi İşlevi Görüyor?

Bu bölüm yazının uygulama açısından en belirleyici kısmı. Çünkü aynı davranış — okula gitmemek — birbirinden çok farklı nedenlerden doğabilir ve doğru müdahale, nedene göre değişir.

Alanda yaygın olarak kullanılan işlevsel model, okula gitmeme davranışını dört başlıkta toplar (Kearney & Silverman, 1993; Kearney & Albano, 2004):

  • 1. Okulla ilgili sıkıntı veren uyaranlardan kaçınma. Zil sesi, kalabalık koridor, yemekhane, servis, belirli bir ders. Küçük yaşlarda sık görülür ve çocuk çoğu zaman nedeni adlandıramaz.
  • 2. Sosyal ya da değerlendirilme içeren durumlardan kaçınma. Tahtaya kalkmak, sunum yapmak, sözlü, teneffüste gruba katılmak. Bu tabloda genellikle kaygı belirtileri öne çıkar ve ergenlikte daha görünürdür.
  • 3. Ebeveyn ya da önemli bir kişiden ilgi elde etme. Ayrılık kaygısı tablolarının çoğu buraya girer. Çocuk okuldan değil, ayrılıktan kaçınmaktadır. Bu başlığın ayrıntısını çocukta anne bağımlılığı yazısında ele almıştım.
  • 4. Okul dışındaki somut kazançlara yönelme. Evde oyun, telefon, arkadaşlarla dışarıda vakit geçirme. Ergenlerde daha sık görülür ve genellikle belirgin bir sıkıntı eşlik etmez.

Bunun evdeki karşılığı şudur: ilk üç grupta kaçınma azaltılır, devam desteklenir; dördüncü grupta ise evdeki kazanç düzenlenir ve okulun çekiciliği artırılır. Bu nedenle "ödülü kes" ya da "biraz izin ver" gibi genel tavsiyeler, hangi işlevle karşı karşıya olduğunuzu bilmeden işe yaramaz.

Kural ve sonuç düzeninin genel mantığını daha önce çocuğa sınır koyma yazısında ayrıntılandırmıştım; bu yazı onun okul dönemine özgü uygulaması sayılabilir.

Yaş Gruplarına Göre Uyum Güçlüğü Nasıl Görünür?

Okul öncesi ve 1. sınıf. En tipik tablo ayrılık anına yoğunlaşır: kapıda ağlama, ebeveyni bırakmama, "beni bırakma" cümlesinin tekrarı. Bu yaşta ayrılık tepkisi gelişimsel olarak beklenendir; sorun, tepkinin şiddeti ve gün boyu sürüp sürmediğidir. Uyum eğitimleri haftası (7-11 Eylül) bu geçişi yumuşatmak için tasarlanmıştır ve atlanmaması önerilir.

İlkokul (2-4. sınıf). Ayrılık zorluğu geriler; yerini akademik talep ve akran ilişkileri alır. Bu dönemde ortaya çıkan "okulu sevmiyorum" ifadesinin altında çoğu zaman somut bir olay bulunur: bir arkadaşla yaşanan sorun, bir ders karşısında yetersizlik duygusu ya da öğretmenden gelen olumsuz bir geri bildirim.

Ortaokul. Sosyal karşılaştırma keskinleşir. Dışlanma, alay edilme ve akran baskısı bu yaşta en sık bildirilen nedenlerdir. Ayrıca akademik yükün artması, dikkat ve organizasyon güçlüğü olan çocuklarda ilk kez belirgin bir başarı düşüşü yaratır.

Lise. Tablo iki yönde ayrışır: bir grupta sınav baskısı ve performans kaygısı öne çıkar — bu başlık için sınav kaygısı yazısına bakabilirsiniz. Diğer grupta ise okuldan uzaklaşma, motivasyon kaybı ve devamsızlık birikimi görülür. İkincisinde çökkünlük tablosunun gözden kaçırılmaması önemlidir.

Okul Açılışı Neden DEHB'yi Görünür Kılar?

Eylül ayında en sık duyduğum cümlelerden biri şudur: "Yazın hiçbir sorun yoktu, okul açılınca her şey başladı." Bu gözlem doğrudur; ancak yorumu çoğu zaman yanlıştır. Okul DEHB'yi başlatmaz; var olan güçlüğü görünür kılar.

Nedeni yapısaldır. Yaz aylarında çocuk kendi temposunda hareket eder, dikkatini istediği şeye yöneltir, sıkıldığında kalkar. Bu koşullarda dikkat ve öz düzenleme güçlüğü kolayca telafi edilir. Okul ise tam tersini talep eder: belirli bir süre oturmak, ilgi çekmeyen bir uyarana odaklanmak, çok adımlı yönergeyi takip etmek, sırasını beklemek, ödevi hatırlamak ve teslim etmek. Talep artınca fark görünür hale gelir.

DEHB'nin çocukluk çağı yaygınlığı uluslararası meta-analizlerde tanı ölçütlerine ve yönteme göre değişmekle birlikte genellikle %3-7 aralığında bildirilmektedir (Polanczyk ve ark., 2015; Willcutt, 2012; Faraone ve ark., 2021). Yani bir sınıfta bu tabloyu taşıyan birden fazla öğrenci bulunması olağandır.

Güncel tanı ölçütlerinde üç eşik belirleyicidir (APA, 2022):

Süre: Belirtilerin en az altı aydır sürüyor olması.
Başlangıç: Belirtilerin on iki yaşından önce başlamış olması.
Yaygınlık: Belirtilerin en az iki farklı ortamda (örneğin ev ve okul) görülmesi.

İki ortam ölçütü bu yazı açısından kritiktir: yalnızca okulda ortaya çıkan bir güçlük DEHB dışındaki nedenlerle de açıklanabilir. Bu nedenle eylülde gelen bir öğretmen geri bildirimi bir başlangıç noktasıdır, bir sonuç değil.

Belirti listesi ve başvuru eşiği için ayrıntılı çerçeveyi çocukta dikkat eksikliği ve DEHB belirtileri yazısında bulabilirsiniz. Dikkatin yanı sıra motivasyon ve çalışma düzeni başlığı öne çıkıyorsa dikkat ve motivasyon çalışması daha uygun bir çerçeve sunar.

DEHB mi, Uyum Güçlüğü mü, Kaygı mı? Ayırıcı Bakış

Eylül ayında birbirine en çok karışan dört tablo şunlardır. Aşağıdaki ayrımlar tanı koydurmaz; hangi yöne bakılacağını gösterir.

  • Uyum güçlüğü: Şikâyetler okul açılışıyla birlikte başlar ve haftalar içinde azalır. Geçmiş yıllarda benzer bir örüntü ya hiç yoktur ya da kısa sürmüştür.
  • DEHB: Güçlükler yalnızca eylüle özgü değildir; geriye dönük bakıldığında okul öncesi dönemden itibaren bir süreklilik görülür ve en az iki ortamda kendini gösterir.
  • Kaygı: Odakta bir tehdit beklentisi vardır. Çocuk kötü bir şey olacağını düşünür, güvence arar, aynı soruyu tekrar sorar. Bedensel yakınmalar sabahları yoğunlaşır ve okula gidilmediğinde geriler.
  • Yetersiz uyku: Klinik olarak en çok gözden kaçan başlıktır. Uykusu yetersiz bir çocukta dikkat dağınıklığı, hareketlilik, sinirlilik ve öğrenme güçlüğü DEHB tablosuna benzer bir görünüm üretebilir. Bu nedenle değerlendirmede uyku düzeninin sorgulanması standarttır.

Pratik bir öneri: değerlendirmeye gitmeden önce iki hafta boyunca kısa bir kayıt tutun. Yatış ve kalkış saati, sabah yaşanan olay, öğretmenden gelen bilgi, ödev süresi ve akşamki genel hal. Bu kayıt, ilk görüşmeyi belirgin biçimde hızlandırır.

İlk İki Hafta İçin Uygulanabilir Plan

Kural sayısı az, uygulaması net olmalı. Aşağıdakiler en yüksek getirili olanlardır:

  • Uyku düzenini önceden kurun. Okul açıldığı gün değil, öncesinde. Yatış saatini her gün 15-20 dakika öne çekmek, tek seferde bir buçuk saat öne almaktan çok daha az çatışma üretir.
  • Sabah rutinini sabitleyin ve görünür kılın. Küçük yaşta resimli, daha büyük yaşta yazılı bir sıra listesi işe yarar. Amaç, sabahın her gün yeniden müzakere edilen bir konu olmaktan çıkmasıdır.
  • Ayrılık anını kısa ve öngörülebilir tutun. Sarılma, tek cümlelik bir veda ve net bir dönüş bilgisi ("okul çıkışında kapıdayım"). Uzayan vedalar ayrılığı kolaylaştırmaz, aksine kaygıyı besler.
  • Gizlice kaçmayın. Çocuk fark etmeden ayrılmak o anki krizi önler, ancak ertesi gün "her an gidebilir" beklentisini kurar ve tabloyu ağırlaştırır.
  • Okul çıkışı sorgu saatine dönmesin. "Ne yaptın, kiminle oynadın, öğretmen ne dedi" dizisi yorgun bir çocuğu kapatır. Önce sessizlik ve yiyecek; konuşma genellikle kendiliğinden gelir.
  • Ödev için sabit bir saat ve sabit bir yer belirleyin. Dikkat güçlüğü olan çocuklarda süreyi bölmek (örneğin 15-20 dakikalık bloklar) tek uzun oturumdan daha verimlidir.
  • Ekranı okul gününün ritmine yerleştirin. Yatmadan önceki son saat ve sabah rutini ekransız kalmalıdır. Ayrıntılı çerçeve için çocukta ekran süresi yazısına bakabilirsiniz.
  • Duyguyu kabul edin, kuralı koruyun. İşleyen cümle şudur: "Gitmek istemediğini görüyorum, zor geliyor. Yine de bugün gidiyoruz." Duyguyu reddetmek de kuralı esnetmek de aynı ölçüde işi zorlaştırır.

Uyku için referans aralık: Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin uzlaşı bildirisine göre 6-12 yaş arasında günlük 9-12 saat, 13-18 yaş arasında 8-10 saat düzenli uyku önerilir (Paruthi ve ark., 2016).

Bu aralıkta uyuyan çocuk ve ergenlerde dikkat, davranış, öğrenme, duygu düzenleme ve genel sağlık açısından daha iyi sonuçlar bildirilmektedir. Okul döneminde yapılan tek bir düzenlemenin en yüksek getirisi genellikle buradadır.

En Sık Yapılan Beş Hata

1. Kaçınmaya izin vermek. "Bugün kalsın, yarın gider" cümlesi kısa vadede herkesi rahatlatır. Ancak kaygı temelli tablolarda kaçınma, kaygıyı azaltarak kendini pekiştirir; ertesi gün direnç daha yüksek olur. Devamsızlık uzadıkça dönüş güçleştiği için erken hareket etmek belirleyicidir.

2. Aşırı güvence vermek. "Korkacak bir şey yok, hiçbir şey olmayacak" cümlesinin defalarca tekrarı, çocuğa ortada gerçekten güvence gerektiren bir durum olduğunu öğretir. İşleyen yaklaşım güvence yığmak değil, çocuğun baş edebileceğine dair güven iletmektir: "Zor olacak, ama sen bunu yapabilirsin."

3. Eşler arasında tutarsızlık. Bir ebeveynin evde kalmasına izin verdiği bir çocuğun, diğer ebeveynle çıkan çatışması kaçınılmazdır. Okul devamı, tutarsızlıktan en çok zarar gören kural tipidir; çünkü test etme fırsatı her sabah yeniden doğar.

4. Öğretmen geri bildirimini savunmayla karşılamak. "Evde öyle bir şey yok" tepkisi anlaşılırdır, ancak değerlendirmenin en önemli veri kaynağını kapatır. Evde görülmeyen bir örüntünün sınıfta görülmesi çelişki değil, tam da tanı ölçütlerinin aradığı bilgidir.

5. Eylül ayındaki tabloya bakarak tanı koymak. Ne "kesin DEHB" ne de "geçer, büyüyünce düzelir" — ikisi de erken hükümdür. Doğru tutum, dördüncü haftayı bir karar noktası olarak belirlemek ve o noktada tabloyu yeniden değerlendirmektir.

Ne Zaman Destek Almalı?

Aşağıdaki durumlarda destek almak süreci belirgin biçimde kolaylaştırır:

  • İsteksizlik dördüncü haftadan sonra da aynı şiddette sürüyorsa
  • İki haftayı aşan ya da tekrarlayan devamsızlık varsa
  • Sabahları bedensel yakınmalar tekrarlıyor ve hafta sonu geriliyorsa
  • Çocuk arkadaş ilişkilerinden ve sevdiği etkinliklerden çekildiyse
  • Akademik performansta belirgin ve süregiden bir düşüş varsa
  • Öğretmenden dikkat, hareketlilik ya da davranış konusunda tekrar eden geri bildirim geliyorsa
  • Okul konusu her sabah eve çatışma olarak yansıyorsa
  • Akran zorbalığından şüpheleniyorsanız

Kaygı temelli okul reddinde bilişsel davranışçı temelli müdahalelerin okula devamı artırmada etkili olduğu bildirilmektedir (Maynard ve ark., 2018). DEHB'de ise davranışsal ebeveyn eğitimi, özellikle küçük yaş grubunda ilk sırada önerilen yaklaşımlardandır (Daley ve ark., 2014; NICE, 2018).

Her iki başlıkta da ortak nokta şudur: müdahalenin önemli bir kısmı çocuğa değil, çocuğun içinde bulunduğu düzene yöneliktir. Sabah rutini, ev-okul iletişimi, ödev düzeni ve ebeveyn tepkileri bu düzenin parçalarıdır.

Kaygı tablosu öne çıkıyorsa çocuk ve ergen terapisi, ergenlik dönemine özgü güçlüklerde ergen danışmanlığı, küçük yaş grubunda oyun terapisi, dikkat ve çalışma düzeni başlığında ise dikkat ve motivasyon çalışması daha uygun bir çerçeve sunabilir. Öfke tepkileri okul dışındaki alanlara da yayılıyorsa çocukta öfke nöbetleri yazısı ayrı bir başlık olarak ele alınabilir.

Aliağa'da Çocuk ve Ergen Danışmanlığı: Randevu ve Seans Düzeni

Aliağa'daki görüşmelerde süreç şöyle işler: ilk seansta okul öncesi ve sonrası tipik bir gün, sabah yaşananlar, öğretmenden gelen bilgi ve gelişim öyküsü konuşulur. İkinci seanstan itibaren aileye özgü bir plan kurulur; aradaki hafta uygulanır ve her görüşmede birlikte gözden geçirilir. Küçük yaş grubunda çalışmanın önemli bir bölümü ebeveynlerle yürütülür.

  • Seans süresi: 60 dakika, genellikle haftada bir.
  • Tipik süre: Çoğunlukla 8-12 seanslık bir çerçeve.
  • Yer: Aliağa / İzmir'de yüz yüze görüşme.
  • Online seçenek: Türkiye'nin her yerinden ve yurt dışından çevrim içi görüşme; online psikoterapi sayfasında ayrıntılar var.
  • Kimler katılır: Küçük yaşta mümkünse her iki ebeveyn; ergenlikte gencin kendisiyle yürütülen görüşmeler öne çıkar.
  • Okulla iş birliği: Ailenin onayıyla öğretmen geri bildirimi sürece dahil edilebilir.
  • Gizlilik: Görüşmelerde paylaşılan her bilgi meslek etiği ve yasal düzenlemeler çerçevesinde gizli tutulur.
  • Ücret: Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi iletişim kanallarından alabilirsiniz.
  • Randevu: WhatsApp ya da telefon: +90 544 571 11 94.

Süreç ve yöntemlere dair ayrıntılı bilgiyi Aliağa çocuk terapisi ve pedagog desteği sayfasında bulabilirsiniz. Ebeveynlikle ilgili genel çerçeveyi çalışmak isterseniz ebeveyn danışmanlığı daha uygun bir başlangıç olabilir. Bölgedeki genel ücret aralığı için Aliağa'da pedagog ücretlerini ele alan yazıya bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Okula uyum süreci ne kadar sürer?

Klinik uygulamada okul açılışını izleyen ilk iki ile dört hafta uyum dönemi olarak değerlendirilir. Bu dönemde sabah isteksizliği, uyku düzeninin oturmaması, iştah değişikliği ve akşamları huzursuzluk beklenen tepkilerdir. Ayırt edici ölçüt süredir: tepkiler her hafta biraz azalıyorsa süreç normal seyrediyordur. Dördüncü haftadan sonra aynı şiddette sürüyor ya da artıyorsa, tabloyu yalnızca uyumla açıklamak yeterli olmaz.

Çocuğum okula gitmek istemiyor, zorlamalı mıyım?

Kaygı temelli okula gitmeme durumlarında okuldan uzak kalmak kısa vadede rahatlatır, uzun vadede sorunu büyütür; çünkü kaçınma kaygıyı azaltarak kendini pekiştirir. Bu nedenle genel ilke devamlılığın mümkün olduğunca korunmasıdır. Ancak bu, çocuğun ağlarken kapıdan içeri itilmesi anlamına gelmez. İşleyen yol kademeli ve planlı bir dönüştür: kısaltılmış gün, güvenli bir kişiyle karşılama, gün içinde net bir program. Devamsızlık uzadıkça dönüş zorlaştığı için erken hareket etmek belirleyicidir.

Okula gitme isteksizliği ile okul reddi arasındaki fark nedir?

İsteksizlik, çocuğun söylenerek de olsa okula gitmesi ve okulda gün içinde toparlanmasıdır. Okul reddi ise gitmeme davranışının süreklilik kazanmasıdır ve genellikle belirgin bir sıkıntıyla birlikte görülür. Alanyazında okula devam sorunları tek bir başlık altında toplanmaz: kaygı temelli okul reddi, izinsiz devamsızlık, ailenin çocuğu okuldan alıkoyması ve okulun uzaklaştırma uygulaması birbirinden ayrı ele alınır. Bu ayrım önemlidir, çünkü her birinin müdahalesi farklıdır.

Okul açılınca ortaya çıkan dikkat şikâyetleri DEHB mi?

Okul açılışı DEHB'yi başlatmaz; var olan güçlüğü görünür kılar. Yaz boyunca esnek bir düzende sorun yaratmayan dikkat ve düzenlenme güçlükleri, oturarak geçen kırk dakikalık dersler ve ödev takibi devreye girdiğinde belirginleşir. Ancak aynı tablo yetersiz uyku, kaygı, öğrenme güçlüğü ya da uyum döneminin kendisiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle eylül ayındaki bir öğretmen geri bildirimi tek başına tanı anlamına gelmez; değerlendirme gerektirir.

DEHB tanısı için nelere bakılır?

Güncel tanı ölçütlerinde üç eşik öne çıkar: belirtilerin en az altı aydır sürüyor olması, on iki yaşından önce başlamış olması ve en az iki farklı ortamda görülmesi. İki ortam ölçütü, yalnızca evde ya da yalnızca okulda ortaya çıkan güçlüklerin başka nedenlerle açıklanabileceği anlamına gelir. Değerlendirme; ebeveyn görüşmesi, gelişim öyküsü, öğretmen bilgisi ve standart ölçeklerle yürütülür. Tanı bir hekim tarafından konur; psikolojik danışmanlık süreci değerlendirme, yönlendirme ve müdahale bileşenlerini kapsar.

Okul döneminde çocuk kaç saat uyumalı?

Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin uzlaşı bildirisine göre 6-12 yaş arasında günlük 9-12 saat, 13-18 yaş arasında 8-10 saat düzenli uyku önerilir. Bu aralıkta uyuyan çocuklarda dikkat, davranış, öğrenme ve duygu düzenleme açısından daha iyi sonuçlar bildirilmektedir. Uygulamada en sık yapılan hata, uyku düzenini okul açıldığı gün kurmaya çalışmaktır; yatış saatinin birkaç gün boyunca on beşer-yirmişer dakika öne çekilmesi daha az çatışma üretir.

Sabahları karın ağrısı ve mide bulantısı normal mi?

Bu tür bedensel yakınmalar kaygı temelli okula gitmeme tablolarında sık görülür ve çoğu zaman uydurma değildir; kaygının bedensel karşılığıdır. Ayırt edici bir ölçüt vardır: şikâyet hafta içi sabahları ortaya çıkıp okula gidilmediğinde ya da hafta sonu belirgin biçimde geriliyorsa, tablo kaygı yönünde ağır basar. Yine de yakınmalar sürüyorsa önce bedensel nedenlerin bir hekim tarafından dışlanması uygun olur.

Ergende okula gitmeme sorunu nasıl ele alınır?

Ergenlikte tek taraflı yaptırım genellikle geri teper; bu yaşta işleyen yol, davranışın ne işe yaradığını anlamaktır. Okuldan kaçınma bazen sosyal kaygıdan, bazen akran ilişkilerindeki bir sorundan, bazen akademik olarak geride kalma duygusundan, bazen de dışarıdaki bir kazancın çekiciliğinden kaynaklanır. Bu dört durumun müdahalesi birbirinden farklıdır. Ergenle kurulan çalışmada devam çerçevesi korunurken, kaçınmayı sürdüren asıl nedenin üzerine gidilir.

Öğretmenle nasıl iş birliği kurulur?

Öğretmen geri bildirimi, özellikle dikkat ve davranış başlıklarında değerlendirmenin ikinci ayağıdır; çünkü evde görülmeyen bir örüntü sınıfta görülebilir. İşe yarayan yaklaşım, genel bir "nasıl gidiyor" sorusu yerine somut soru sormaktır: yönergeyi kaç kez tekrar etmek gerekiyor, ödevi teslim ediyor mu, ders içinde ne kadar süre oturabiliyor, teneffüste kiminle vakit geçiriyor. Bu bilgi hem tabloyu netleştirir hem de sınıf içinde uygulanabilir düzenlemelerin önünü açar.

Ne zaman uzman desteği almalı, süreç nasıl işler?

Şu durumlarda destek önerilir: isteksizliğin dördüncü haftadan sonra da sürmesi, iki haftayı aşan devamsızlık, sabahları tekrarlayan bedensel yakınmalar, okulda arkadaş ilişkilerinden çekilme, akademik olarak belirgin ve süregiden düşüş ya da öğretmenden gelen dikkat ve davranış geri bildirimleri. Klinik uygulamada haftada bir, 60 dakikalık görüşmelerle çoğunlukla 8-12 seanslık bir çerçeve kullanılır; küçük yaşlarda çalışmanın önemli bölümü ebeveynlerle yürütülür. Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi WhatsApp ya da telefon üzerinden alabilirsiniz.

Kaynaklar

  1. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.). Washington, DC: APA Publishing.
  2. Daley, D., van der Oord, S., Ferrin, M., Danckaerts, M., Doepfner, M., Cortese, S., & Sonuga-Barke, E. J. S. (2014). Behavioral interventions in attention-deficit/ hyperactivity disorder: A meta-analysis of randomized controlled trials across multiple outcome domains. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 53(8), 835-847.
  3. Egger, H. L., Costello, E. J., & Angold, A. (2003). School refusal and psychiatric disorders: A community study. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 42(7), 797-807.
  4. Faraone, S. V., Banaschewski, T., Coghill, D., ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement: 208 evidence-based conclusions about the disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.
  5. Heyne, D., Gren-Landell, M., Melvin, G., & Gentle-Genitty, C. (2019). Differentiation between school attendance problems: Why and how? Cognitive and Behavioral Practice, 26(1), 8-34.
  6. Kearney, C. A. (2008). School absenteeism and school refusal behavior in youth: A contemporary review. Clinical Psychology Review, 28(3), 451-471.
  7. Kearney, C. A., & Albano, A. M. (2004). The functional profiles of school refusal behavior: Diagnostic aspects. Behavior Modification, 28(1), 147-161.
  8. Kearney, C. A., & Silverman, W. K. (1993). Measuring the function of school refusal behavior: The School Refusal Assessment Scale. Journal of Clinical Child Psychology, 22(1), 85-96.
  9. Maynard, B. R., Heyne, D., Brendel, K. E., Bulanda, J. J., Thompson, A. M., & Pigott, T. D. (2018). Treatment for school refusal among children and adolescents: A systematic review and meta-analysis. Research on Social Work Practice, 28(1), 56-67.
  10. Millî Eğitim Bakanlığı. (2026). 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Çalışma Takvimi. Ankara: MEB.
  11. National Institute for Health and Care Excellence. (2018). Attention deficit hyperactivity disorder: Diagnosis and management (NICE Guideline NG87). London: NICE.
  12. Paruthi, S., Brooks, L. J., D'Ambrosio, C., ve ark. (2016). Recommended amount of sleep for pediatric populations: A consensus statement of the American Academy of Sleep Medicine. Journal of Clinical Sleep Medicine, 12(6), 785-786.
  13. Polanczyk, G. V., Salum, G. A., Sugaya, L. S., Caye, A., & Rohde, L. A. (2015). Annual research review: A meta-analysis of the worldwide prevalence of mental disorders in children and adolescents. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 56(3), 345-365.
  14. Willcutt, E. G. (2012). The prevalence of DSM-IV attention-deficit/hyperactivity disorder: A meta-analytic review. Neurotherapeutics, 9(3), 490-499.

Son güncelleme: 3 Eylül 2026

Okul Dönemine Birlikte Hazırlanalım

Uyum güçlüğü, okula gitme isteksizliği ya da dikkat şikâyetleri her çocukta farklı bir nedenden doğar. Çocuğunuzun yaşına ve günlük düzeninize uygun bir plan oluşturabiliriz. Aliağa'da yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden online görüşme için randevu oluşturabilirsiniz.

Randevu ve Bilgi Alın

Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; psikolojik değerlendirme, tanı veya tedavinin yerine geçmez, ilaç önerisi içermez. Kişisel bir güçlük yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

Kadir Şahbaz

Kadir Şahbaz

Psikolojik Danışman ve Sistemik Psikoterapist

Aliağa'da birey, çift, çocuk, ergen ve ailelerle çalışan psikolojik danışman ve sistemik psikoterapisttir. Lisans eğitimini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamladı; sistemik psikoterapi eğitimini Sistemik Psikoterapi Enstitüsü'nde aldı. Çalışmalarında sistemik yaklaşımın yanı sıra bilişsel davranışçı yöntemlerden ve EMDR'den yararlanır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde aynı alanda yüksek lisans yapmakta olup tez çalışması ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerinedir.

Kadir Şahbaz hakkında ayrıntılı bilgi →
WhatsApp ile Ulaşın