Çocuk ve Ergen

Çocukta Anne Bağımlılığı: Normal Bağlanma mı, Ayrılık Kaygısı mı?

Yazar: Kadir Şahbaz | Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2026 | Güncelleme: 1 Ağustos 2026

Çocukta anne bağımlılığı ve ayrılık kaygısı

"Çocukta anne bağımlılığı", ebeveynlerin en çok kullandığı ifadelerden biri — ve klinik bir terim değil. Tuvalete bile tek gidememek, kreş kapısındaki ağlama krizleri, geceleri anne yanında olmadan uyuyamamak: bunların hepsi aynı başlık altında toplanıyor.

Oysa bu tabloların bir kısmı tamamen beklenen bir gelişim aşamasıdır, bir kısmı ise değerlendirilmeye değer. Bu yazının amacı o ayrımı somut ölçütlerle yapabilmenizi sağlamak.

Baştan bir cümle: çocuğunuzun size yapışması bir eğitim hatası ya da "şımartılmışlık" göstergesi değildir. Aksine, bağlanma sisteminin çalıştığının işaretidir. Aşağıda hangi yaşta ne beklendiğini, bağlanma ile bağımlılık arasındaki farkı, ayrılık kaygısı bozukluğunun ölçütlerini ve evde uygulayabileceğiniz bir ayrılma planını bulacaksınız.

Ayrılık Kaygısı Beklenen Bir Gelişim Aşamasıdır

Ayrılık kaygısı, insan gelişiminin evrensel bir aşamasıdır. Yaşamın ilk yılında ortaya çıkar, 9 ile 18 aylık arasında zirve yapar ve yaklaşık 2,5 yaşa doğru kademeli olarak azalır.

Gelişimsel olarak uygun ayrılık kaygısının tipik olarak 6-12 aylık arasında belirginleştiği bildirilmektedir. Ayrıca çocuk okula ilk kez başladığında geçici olarak yeniden ortaya çıkması da normal bir tepki olarak değerlendirilir.

Bunun neden böyle olduğunun bir mantığı var: bu yaşlarda çocuk iki şeyi aynı anda keşfeder — hareket edebildiğini ve annenin gözden kaybolabileceğini. Yapışma, bu iki keşfin doğal sonucudur. Yani sorun değil, gelişimin kendisidir.

Kaygının geçici olarak geri dönebildiği dönemler de bellidir: kardeş doğumu, taşınma, kreş ya da okul değişikliği, hastalık, ailede bir kayıp, ebeveynlerin ayrılık süreci. Bu dönemlerde artan yapışma bir gerileme değil, çocuğun ortamı hissettiğinin göstergesidir. Boşanma süreci söz konusuysa boşanma kararının çocuğa nasıl söyleneceğini anlatan yazı yol gösterebilir.

Bağlanma mı, Bağımlılık mı? Ayırt Edici Ölçüt

Bu bölüm, yazının en işlevsel kısmı.

Bağlanma bir ihtiyaçtır. Güvenli bağlanan çocuk anneyi bir üs gibi kullanır: oradan çıkar, dünyayı keşfeder, korktuğunda geri döner, sakinleşir ve yeniden çıkar. Bu çocuk da ayrılırken zorlanabilir, hatta ağlayabilir.

Belirleyici ölçüt ayrılık anındaki ağlama değildir — neredeyse her çocuk bir dönem ağlar. Belirleyici olan ayrılıktan sonra ne olduğudur:

  • Toparlanma: Çocuk anne gittikten sonra birkaç dakika içinde sakinleşip etkinliğe katılabiliyor mu? Öğretmenler bunu çoğu zaman net biçimde bildirir: "Siz gidince beş dakikada geçiyor."
  • Keşif alanı: Çocuğun gidebildiği yerler, katılabildiği etkinlikler zamanla genişliyor mu, yoksa daralıyor mu?
  • Kapsam: Zorlanma yalnızca belirli durumlarda mı (kreşe başlangıç), yoksa her ayrılıkta mı?
  • Yaş uygunluğu: Bu tepki o yaşta beklenen bir tepki mi?

Kısacası: çocuk ayrılıyor ve toparlanıyorsa tablo gelişimseldir. Ayrılamıyor ya da ayrıldıktan sonra toparlanamıyorsa ve bu haftalarca sürüyorsa değerlendirme anlamlıdır.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu Nedir?

Ayrılık kaygısı bozukluğu, bağlanma figüründen ayrılmaya karşı gelişimsel olarak uygunsuz ve aşırı düzeyde korku ya da kaygı duyulmasıdır.

Tanı ölçütleri: Sekiz belirtiden en az üçünün bulunması; belirtilerin çocuk ve ergenlerde en az dört hafta sürmesi; ve tablonun belirgin sıkıntı ya da işlev kaybı yaratması.

Yaygınlık: Çocuk ve ergenlerde yaklaşık %4-5. Çocukluk çağının en sık görülen kaygı bozukluklarından biridir ve kız ile erkek çocuklarda benzer sıklıkta görülür.

Bir not: bu tablonun eşlik ettiği durumlar sık görülür; ayrılık kaygısı bozukluğu olan çocukların üçte birine kadarında depresif belirtiler bildirilmiştir.

Ölçütlerdeki sekiz belirti, uygulamada şu biçimlerde görünür:

  • Evden ya da anneden ayrılırken tekrarlayan ve aşırı sıkıntı
  • Anneye bir şey olacağına dair sürekli endişe ("kaza yapar mısın?")
  • Bir olayın kendisini anneden ayıracağına dair korku (kaybolmak, kaçırılmak)
  • Okula, kreşe ya da dışarı gitmeyi reddetme
  • Evde tek başına kalamama, tuvalete bile yalnız gidememe
  • Anne yanında olmadan uyuyamama, gece sık uyanma
  • Ayrılıkla ilgili tekrarlayan kâbuslar
  • Ayrılık öncesinde ya da sırasında bedensel yakınmalar: karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı

Son madde en çok yanlış okunanıdır. Sabahları başlayan ve okula gidilmediğinde geçen karın ağrısı, bu tablonun en tipik işaretlerinden biridir. Yine de bu yakınmalar için önce bir hekim değerlendirmesi yerinde olur; tıbbi bir neden bulunamadığında kaygı akla gelmelidir.

Çocuk kaygısının diğer görünümleri için çocukta ve ergende kaygı belirtileri yazısına bakabilirsiniz.

Bu ayrımı kendi çocuğunuz için netleştirmek zor geliyorsa, tek bir değerlendirme görüşmesi çoğu zaman yeterli olur; çocuk ve ergen terapisi sürecinde ilk yapılan iş budur.

Neden Bazı Çocuklarda Daha Yoğun?

Mizaç. Bazı çocuklar doğuştan yeni uyaranlara karşı daha temkinlidir. Bu bir kusur değil, bir özelliktir ve zamanla yumuşar.

Geçiş dönemleri. Yukarıda sayılan yaşam olayları eşiği düşürür.

Ebeveynin kendi kaygısı. Bu, en belirleyici ve en az konuşulan etken. Kapıda tereddüt eden, defalarca dönüp bakan, telefonla sürekli kontrol eden bir ebeveyn — hiçbir şey söylemeden — çocuğa şu mesajı verir: burada tedirgin olunacak bir şey var. Çocuklar durumun tehlikeli olup olmadığını çoğu zaman yetişkinin yüzünden okur.

Tutarsız ayrılıklar. Bazen sessizce çıkmak, bazen uzun uzun veda etmek, bazen geri dönüp yeniden sarılmak. Öngörülemezlik kaygıyı doğrudan yükseltir.

Ailede kaygı öyküsü. Kaygı bozukluklarında ailesel yatkınlık bilinen bir etkendir. Bu, çocuğun kaderi olduğu anlamına gelmez; yalnızca eşiğin daha düşük olabileceğini gösterir.

Ebeveynin Farkında Olmadan Kaygıyı Besleyen Tepkileri

Bu bölüm suçlamak için değil; aşağıdaki tepkiler sevgiden doğar ve neredeyse her ebeveyn bunları yapar.

Ortak adı kaçınmaya eşlik etmektir: çocuğu korktuğu durumdan kurtaran her davranış kısa vadede rahatlatır, uzun vadede kaygıyı büyütür. Çünkü çocuğa iki mesaj birden verir: bu gerçekten tehlikeliydi ve tek başına başaramazdın.

  • Sessizce çıkmak. En sık yapılan hata. O anki ağlamayı önler ama çocuğa "anne her an kaybolabilir" bilgisini öğretir. Sonuç: çocuk sürekli tetikte olur ve sizi gözden kaçırmamaya çalışır.
  • Uzun uzun veda etmek. Ters uçtaki hata. Veda uzadıkça çocuğun kaygısı da uzar; ayrıca "belki ağlarsam kalır" öğrenmesini besler.
  • Ayrılığı ertelemek. "Bugün ağlıyor, göndermeyelim." Ertesi gün daha zor olur.
  • Gizlice gelip kontrol etmek. Çocuk fark ederse süreç baştan başlar.
  • Sürekli güvence vermek. "Bir şey olmayacak, söz" cümlesinin defalarca tekrarlanması kısa süre rahatlatır, sonra soru geri gelir ve döngü büyür.
  • Duyguyu küçümsemek. "Koca adam oldun, ayıp." Korku geçmez, yalnızca anlatılmaz olur.

Alternatif nedir? Zorlamak değil — eşlik ederek kademeli yaklaştırmak. Duyguyu kabul edip yapabileceğine olan güveni birlikte ifade etmek: "Beni özleyeceğini biliyorum. Bu zor bir şey ve sen bunu yapabilecek birisin. Saat üçte kapıda olacağım."

Evde Uygulanabilir Ayrılma Planı

1. Veda ritüeli kurun ve hep aynısını yapın. Bir cümle, bir sarılma, bir el sallama. Aynı sözcükler, aynı sıra, her seferinde. Öngörülebilirlik kaygıyı düşüren en güçlü araçtır.

2. Kısa ve net veda edin — ama mutlaka veda edin. Sessizce kaçmak yok, uzatmak da yok. Veda ettikten sonra geri dönmeyin. Bu kural, kapıda yaşanan sahnenin süresini en çok kısaltan tek uygulamadır.

3. Dönüş zamanını çocuğun anlayacağı dille söyleyin. Küçük çocukta saat anlamsızdır: "Yemekten sonra", "uykudan kalkınca", "bahçeye çıktıktan sonra". Ve söylediğiniz zamanda gelin — bu, güvenin kurulduğu asıl yerdir.

4. Kademeli ayrılıklarla çalışın. Başta beş dakika, sonra on beş, sonra yarım saat. Önce tanıdık bir yakında, sonra kreşte. Basamak atlamayın; her basamak, kaygı düşene kadar tekrarlanır.

5. Sakin anlarda prova yapın. Oyunla ayrılık-kavuşma temasını çalışmak (saklambaç, oyuncakla "hoşça kal - merhaba") küçük yaşta çok işe yarar.

6. Geçiş nesnesi kullanın. Küçük bir oyuncak, annenin bir eşyası, cepte taşınan bir kâğıt. Somut bir bağ, ayrılığı taşınabilir kılar.

7. Kendi tepkinizi yönetin. Kapıda tereddüt etmeyin, arkanıza bakmayın, yüzünüz sakin kalsın. Zor gelirse şunu hatırlayın: çocuk sizin yüzünüzden okuyor.

8. Kreş ya da okulla iş birliği yapın. Çocuğu karşılayacak tanıdık bir yetişkin belirlenmesi, ilk dakikaların planlanması ve size geri bildirim verilmesi süreci belirgin biçimde kolaylaştırır.

9. Küçük başarıları görünür kılın. "Bugün ağlamadan girdin" değil — "bugün ağladın ama sonra oyuna katıldın, bu çok iyi." Çabayı görmek, sonucu övmekten daha işlevseldir.

Bu planı kendi çocuğunuza uyarlamak isterseniz süreç ebeveyn danışmanlığı kapsamında birlikte kurulabilir. Genel kural ve sınır çerçevesi için çocuğa sınır koyma yazısına da bakabilirsiniz.

Okula Gitmeyi Reddediyorsa

Ayrılık kaygısı sık sık okul reddine dönüşür ve bu tablo zaman geçtikçe zorlaşır — bu yüzden erken müdahale önemlidir.

Mekanizma basittir: evde kalmak kaygıyı anında düşürür; bu rahatlama kaçınmayı pekiştirir ve ertesi gün dönüş biraz daha zor gelir. Birkaç hafta içinde çocuk okuldan tamamen kopabilir.

İşe yarayan yaklaşım okulla iş birliği içinde kademeli bir dönüş planıdır: kısa süreyle başlamak (bir ders, sonra iki), tanıdık bir yetişkin tarafından karşılanmak, güvenli bir köşe belirlemek ve süreyi adım adım artırmak. Amaç ilk günden tam güne dönmek değil, kaçınma zincirini kırmaktır.

Bedensel yakınmalar için önce hekim değerlendirmesi; sınav ve akademik kaygı da eşlik ediyorsa sınav kaygısı yazısı yol gösterebilir.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı?

  • Yoğun ayrılma tepkisi dört haftadan uzun sürüyorsa
  • Tepki çocuğun yaşına göre beklenenden çok daha şiddetliyse
  • Okula ya da kreşe gitmeyi reddediyorsa
  • Tek başına uyuyamıyor, gece sık uyanıyorsa
  • Arkadaşında ya da büyükanne evinde kalamıyorsa
  • Sabahları başlayıp okula gidilmeyince geçen bedensel yakınmalar varsa
  • Anneye bir şey olacağına dair sürekli endişe taşıyorsa
  • Ailenin günlük düzeni bu kaygıya göre şekillenmeye başladıysa
  • Evde denenen yaklaşımlar sonuç vermiyorsa

Sondan ikinci madde tek başına yeterli bir gerekçedir: annenin işe gidememesi, kimsenin çocuğu emanet alamaması, tüm planların çocuğun tepkisine göre kurulması. Bu noktada tablo artık yalnızca çocuğun değil, ailenin tablosudur.

Çocuğunuzda kendine zarar verme davranışı ya da ölümle ilgili konuşmalar varsa bunu ertelemeyin: randevu beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Terapide Ne Yapılıyor?

Çocuk kaygısında en çok araştırılmış yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir ve merkezinde kademeli ayrılma alıştırmaları yer alır: düzenli, önceden planlanmış ve giderek uzayan ayrılıklar.

  1. Ebeveyn görüşmesi: Belirtilerin öyküsü, kaçınma haritası, evdeki düzen ve şu ana kadar denenenler. Çocuğun ilk seansta bulunması gerekmez.
  2. Çocukla tanışma: Güven ilişkisi kurulur. Küçük yaşta bu aşama oyun üzerinden yürür; oyun terapisi bu noktada devreye girer.
  3. Psikoeğitim: Kaygının bedende ne yaptığı, çocuğun yaşına uygun bir dille anlatılır.
  4. Ayrılma basamakları: Kolaydan zora doğru bir liste çıkarılır ve adım adım uygulanır. Amaç, bedene korkulan şeyin gerçekleşmediğini deneyimle öğretmektir.
  5. Veda protokolü: Ailenin kendi diline uygun, kısa ve tutarlı bir ritüel yazılır.
  6. Ebeveyn çalışması: Kaçınmaya eşlik etme örüntüsü ele alınır, güvence verme kademeli olarak azaltılır ve ebeveynin kendi kaygısı üzerinde çalışılır.
  7. Okulla iş birliği: Gerektiğinde ve aile onayıyla.

Görüşmeler 60 dakika ve genellikle haftada bir yapılır; uygulamada 8-16 seanslık bir çerçeve yaygındır. Süreç ve yöntemler için çocuk ve ergen terapisi sayfasına bakabilirsiniz.

Aliağa'da Çocuk Danışmanlığı: Randevu ve Seans Düzeni

  • Seans süresi: 60 dakika, genellikle haftada bir.
  • Yer: Aliağa / İzmir'de yüz yüze görüşme.
  • Online seçenek: Türkiye'nin her yerinden ve yurt dışından çevrim içi görüşme. Ebeveyn görüşmeleri online yürütmeye çok uygundur; online psikoterapi sayfasında ayrıntılar var.
  • Çocuk gelmeli mi: İlk seansta gerekmez; katılımı yaşa ve tabloya göre birlikte planlanır.
  • Gizlilik: Görüşmelerde paylaşılan her bilgi meslek etiği ve yasal düzenlemeler çerçevesinde gizli tutulur.
  • Ücret: Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; bölgedeki genel piyasa aralığı için Aliağa'da pedagog yazısına bakabilirsiniz.
  • Randevu: WhatsApp ya da telefon: +90 544 571 11 94.

Ayrıntılı bilgi için Aliağa çocuk ve ergen terapisi ve ebeveyn danışmanlığı sayfalarına bakabilirsiniz. Kaygı yaşamın diğer alanlarına da yayıldıysa anksiyete başlığı da sürece dahil edilebilir.

Sık Sorulan Sorular

Çocukta anne bağımlılığı normal mi?

Belirli yaşlarda tamamen normaldir. Ayrılık kaygısı evrensel bir gelişim aşamasıdır: yaşamın ilk yılında ortaya çıkar, 9 ile 18 aylık arasında zirve yapar ve yaklaşık 2,5 yaşa doğru azalır. Okula ilk başlangıçta geçici olarak yeniden görülmesi de beklenen bir tepkidir. Yani çocuğun annesine yapışması bir eğitim hatası ya da şımartılmışlık göstergesi değil; bağlanma sisteminin çalıştığının işaretidir.

Bağımlılık ile bağlanma arasındaki fark nedir?

Bağlanma bir ihtiyaçtır ve güvenli bağlanan çocuk anneyi bir üs gibi kullanır: ayrılırken zorlanır ama sakinleştikten sonra keşfe döner ve oyun oynar. Bağımlılık olarak adlandırılan tabloda ise çocuk sakinleşemez, ayrılık boyunca oyuna dönemez ve keşif alanı sürekli daralır. Belirleyici ölçüt ayrılık anındaki ağlama değil, ayrılıktan sonraki toparlanmadır: çocuk birkaç dakika içinde toparlanıp etkinliğe katılabiliyorsa tablo gelişimseldir.

Ayrılık kaygısı hangi yaşlarda görülür?

Ayrılık kaygısı yaklaşık 6-8 aylıkta belirginleşir, 9-18 aylık arasında zirve yapar ve 2,5 yaşa doğru kademeli olarak azalır. Kreş ya da okula başlangıçta birkaç haftalık bir yeniden alevlenme olağandır. Ayrıca kardeş doğumu, taşınma, hastalık, ailede bir kayıp ya da ebeveynlerin ayrılık süreci gibi geçiş dönemlerinde geçici olarak geri dönebilir. Bu dönemlerde artan yapışma bir gerileme değil, çocuğun ortamı hissettiğinin göstergesidir.

Ayrılık kaygısı bozukluğu nedir, ne kadar yaygın?

Ayrılık kaygısı bozukluğu, bağlanma figüründen ayrılmaya karşı gelişimsel olarak uygunsuz ve aşırı düzeyde korku ya da kaygı duyulmasıdır. Tanı ölçütlerinde çocuk ve ergenlerde belirtilerin en az dört hafta sürmesi, sekiz belirtiden en az üçünün bulunması ve tablonun belirgin sıkıntı ya da işlev kaybı yaratması aranır. Çocuklarda yaygınlığı yaklaşık yüzde 4-5 düzeyindedir ve çocukluk çağının en sık görülen kaygı bozukluklarından biridir. Tanı yalnızca bir uzman değerlendirmesiyle konur.

Hangi durumlarda uzmana başvurmalıyım?

Şu durumlarda değerlendirme önerilir: yoğun ayrılma tepkisinin dört haftadan uzun sürmesi, çocuğun yaşına göre beklenenden çok daha şiddetli tepki vermesi, okula ya da kreşe gitmeyi reddetmesi, tek başına uyuyamaması ve gece sık uyanması, arkadaşında kalamaması, sabahları başlayıp okula gidilmeyince geçen karın ve baş ağrıları, anneye bir şey olacağına dair sürekli endişe ve ailenin günlük düzeninin bu kaygıya göre şekillenmesi. Sonuncusu tek başına yeterli bir gerekçedir.

Ayrılırken sessizce çıkmak doğru mu?

Hayır ve bu, en sık yapılan hatadır. Çocuk fark etmeden çıkmak o anki ağlamayı önler, ancak çocuğa şunu öğretir: anne her an kaybolabilir. Bu öğrenme sonraki ayrılıkları belirgin biçimde zorlaştırır ve çocuğun sürekli tetikte olmasına yol açar. İşe yarayan yol her seferinde kısa ve aynı biçimde veda etmektir: bir cümle, bir sarılma, net bir dönüş zamanı ve ardından hızlı çıkış. Uzun veda da kısa veda kadar zararlıdır çünkü ayrılığı uzatır.

Ebeveyn olarak kaygıyı farkında olmadan besliyor olabilir miyim?

Bu çok yaygın ve iyi niyetle yapılan bir örüntüdür. Çocuğu ayrılıktan kurtarmak, okula göndermemek, sürekli güvence vermek, gizlice gelip kontrol etmek ve ayrılığı ertelemek kısa vadede rahatlatır; ancak çocuğa iki mesaj verir: bu gerçekten tehlikeliydi ve tek başına başaramazdın. Kaçınmaya eşlik etme olarak adlandırılan bu tutum, çocukluk kaygısını sürdüren en güçlü mekanizmalardan biridir. Alternatifi zorlamak değil, çocuğun yanında durarak kademeli olarak denemesine alan açmaktır.

Ayrılık kaygısı nasıl tedavi edilir?

Çocuk kaygısında en çok araştırılmış yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir ve merkezinde kademeli ayrılma alıştırmaları yer alır: düzenli, önceden planlanmış ve giderek uzayan ayrılıklar. Vedaların kısa tutulması ve ebeveynin tepkisinin sakin ve olağan kalması bu çalışmanın parçasıdır. Küçük yaş grubunda çocukla yapılan çalışma çoğunlukla oyun üzerinden yürür ve ebeveyn görüşmeleri sürecin ayrılmaz parçasıdır. Uygulamada haftada bir, 60 dakikalık görüşmelerle 8-16 seanslık bir çerçeve yaygındır.

Okula gitmeyi reddediyorsa ne yapmalı?

Okul reddi, ayrılık kaygısına sık eşlik eden ve zaman geçtikçe zorlaşan bir tablodur; bu nedenle erken müdahale önemlidir. Evde kalmak kısa vadede rahatlatır ama kaçınmayı pekiştirir ve dönüş her gün biraz daha zorlaşır. İşe yarayan yaklaşım okulla iş birliği içinde kademeli bir dönüş planıdır: kısa süreyle başlamak, tanıdık bir yetişkinle karşılanmak ve süreyi adım adım artırmak. Bedensel yakınmalar için önce bir hekim değerlendirmesi yerinde olur.

Aliağa'da çocuk danışmanlığı nasıl yürüyor, ücreti ne kadar?

Süreç genellikle bir ebeveyn görüşmesiyle başlar; çocuğun ilk seansta bulunması gerekmez. Görüşmeler 60 dakika ve genellikle haftada bir yapılır; Aliağa ve İzmir'de yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden online yürütülebilir. Seans ücreti dönem dönem güncellendiği için burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi WhatsApp ya da telefon üzerinden alabilirsiniz. Bölgedeki genel piyasa aralığı için Aliağa'da pedagog ücretlerini ele alan yazıya bakabilirsiniz.

Kaynaklar

  1. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.). Separation Anxiety Disorder.
  2. Feriante, J., & Bernstein, B. (2023). Separation anxiety disorder. StatPearls. Treasure Island (FL): StatPearls Publishing.
  3. Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books.
  4. Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of attachment: A psychological study of the strange situation. Hillsdale, NJ: Erlbaum.
  5. Lebowitz, E. R., Woodruff-Borden, J., Fiorenzo, L., ve ark. (2013). Family accommodation in pediatric anxiety disorders. Depression and Anxiety, 30(1), 47-54.
  6. James, A. C., Reardon, T., Soler, A., James, G., & Creswell, C. (2020). Cognitive behavioural therapy for anxiety disorders in children and adolescents. Cochrane Database of Systematic Reviews, 11, CD013162.
  7. Ehrenreich, J. T., Santucci, L. C., & Weiner, C. L. (2008). Separation anxiety disorder in youth: Phenomenology, assessment, and treatment. Psicología Conductual, 16(3), 389-412.

Son güncelleme: 1 Ağustos 2026

Ayrılma Planınızı Birlikte Kuralım

Ayrılık kaygısı, üzerinde çalışıldığında belirgin biçimde değişen bir alandır ve süreç genellikle tek bir ebeveyn görüşmesiyle başlar. Aliağa'da yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden online görüşme için randevu oluşturabilirsiniz.

Randevu ve Bilgi Alın

Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; psikolojik değerlendirme, tanı veya tedavinin yerine geçmez, ilaç önerisi içermez. Kişisel bir güçlük yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

Kadir Şahbaz

Kadir Şahbaz

Psikolojik Danışman ve Sistemik Psikoterapist

Aliağa'da birey, çift, çocuk, ergen ve ailelerle çalışan psikolojik danışman ve sistemik psikoterapisttir. Lisans eğitimini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamladı; sistemik psikoterapi eğitimini Sistemik Psikoterapi Enstitüsü'nde aldı. Çalışmalarında sistemik yaklaşımın yanı sıra bilişsel davranışçı yöntemlerden ve EMDR'den yararlanır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde aynı alanda yüksek lisans yapmakta olup tez çalışması ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerinedir.

Kadir Şahbaz hakkında ayrıntılı bilgi →
Takvim Randevusu Al
WhatsApp ile Ulaşın