Kaygı ve Panik

Çocukta ve Ergende Kaygı Belirtileri: Ne Zaman Normal, Ne Zaman Destek?

Yazar: Kadir Şahbaz | Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2026 | Güncelleme: 1 Ağustos 2026

Çocukta ve ergende kaygı belirtileri, çocuk ve ergen terapisi

Çocukta kaygı belirtileri çoğu zaman "kaygı" gibi görünmez. Sabahları başlayan ve okula gitmeyince geçen karın ağrısı, aniden artan öfke patlamaları, aynı soruyu defalarca sorma ya da bir anda içine kapanma — bunların hepsi kaygının dilidir.

Ebeveynlerin bu noktada takıldığı soru hep aynı: Bu dönemsel mi, yoksa destek mi gerekiyor? Bu yazının amacı o ayrımı somut ölçütlerle yapabilmenizi sağlamak.

Aşağıda çocukta ve ergende kaygının nasıl göründüğünü, yaşa göre hangi korkuların beklenen olduğunu, kaygının ne zaman bozukluk sayıldığını, ebeveynin farkında olmadan kaygıyı besleyen tepkilerini ve terapide adım adım ne yapıldığını bulacaksınız.

Çocuklarda Kaygı Ne Kadar Yaygın?

Yirmi yedi ülkeden 41 çalışmanın derlendiği dünya çapındaki meta-analizde, çocuk ve ergenlerde herhangi bir ruhsal bozukluğun yaygınlığı %13,4 bulunmuştur. Alt başlıklar şöyledir:

Herhangi bir kaygı bozukluğu: %6,5 — depresif bozukluklar %2,6, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu %3,4, yıkıcı davranış bozuklukları %5,7.

Yani kaygı bozuklukları, çocukluk ve ergenlikte en sık görülen ruh sağlığı tablosudur. Tanı düzeyine ulaşmayan kaygı belirtileri ise çok daha yaygındır.

Bu veriyi iki yönlü okumak gerekir. Bir yandan çocuğunuzun yaşadığı şey nadir değil; diğer yandan kaygı bozuklukları en sık kaçırılan tablolardan biridir. Nedeni basit: kaygılı çocuk çoğu zaman sessiz, uyumlu ve sorun çıkarmayan çocuktur. Öğretmen şikâyet etmez, evde kavga çıkmaz — bu yüzden kimse fark etmez.

Çocukta Kaygı Belirtileri

Çocuklar kaygıyı sözcüklerle değil, bedenle ve davranışla anlatır.

Bedensel belirtiler

  • Karın ağrısı ve mide bulantısı — özellikle sabahları ve okul günlerinde
  • Baş ağrısı
  • Uykuya dalmakta zorlanma, gece uyanmalar, kâbuslar
  • İştahta belirgin artış ya da azalma
  • Sık tuvalete gitme
  • Tırnak yeme, saç çekiştirme, tik benzeri hareketler

Bu yakınmalar için önce hekim değerlendirmesi yapılmalıdır. Tıbbi bir neden bulunamadığında ve şikâyet belirli durumlarda ortaya çıkıp o durum ortadan kalkınca geçiyorsa kaygı akla gelmelidir. Klasik örnek: hafta içi sabahları başlayan, okula gidilmediğinde kaybolan karın ağrısı.

Davranışsal belirtiler

  • Kaçınma: Belirli yerlere, kişilere ya da etkinliklere gitmek istememe
  • Ebeveynden ayrılmakta zorlanma, tek başına uyuyamama
  • Sürekli güvence isteme: "Eve zamanında gelecek misin?", "Bir şey olmayacak değil mi?"
  • Aynı soruyu defalarca sorma
  • Yeni bir şey denemeyi reddetme
  • Aşırı mükemmeliyetçilik, hata yapmaktan kaçınma, ödevi teslim edememe
  • Ağlama krizleri ve öfke patlamaları

Son madde en çok yanlış okunanıdır. Kaygılı bir çocuk zorlandığı duruma sokulduğunda öfkeyle tepki verebilir ve bu, inatçılık ya da şımarıklık olarak yorumlanır. Oysa altında panik vardır. Öfke tepkileri ön plandaysa çocukta öfke nöbetleri yazısı ayrımı yapmanıza yardımcı olabilir.

Duygusal ve bilişsel belirtiler

  • Sürekli olumsuz senaryo kurma: "Ya kaybolursam?", "Ya sana bir şey olursa?"
  • Küçük olayları büyütme
  • Dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü — kaygı zihinsel kapasiteyi tükettiği için
  • Kendine güvensizlik, "ben yapamam" cümlesi
  • Aşırı sorumluluk duygusu, herkesi memnun etme çabası

Ergende Kaygı Nasıl Görünür?

Ergende tablo belirgin biçimde değişir ve bu yüzden çok daha sık gözden kaçar.

  • Sinirlilik ve tartışmacılık: Ergende kaygı sıklıkla huysuzluk biçiminde görünür; "ergenlik işte" denip geçilir.
  • İçe kapanma: Odadan çıkmama, aileyle konuşmama.
  • Sosyal değerlendirilme korkusu: Derste söz almama, sunum yapamama, telefonla konuşamama, yeni ortamlara girmeme, sınıfta yemek yiyememe. Bu tablo için fobi ve sosyal fobi sayfasına bakabilirsiniz.
  • Erteleme ve mükemmeliyetçilik: Ödeve başlayamama, "yeterince iyi olmayacak" düşüncesiyle hiç başlamama.
  • Uyku düzeninin bozulması: Geç saatlere kadar uyanık kalma, sabah kalkamama.
  • Bedensel yakınmalar: Baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı hissi. Ergenlerde panik atak da görülebilir; panik atak anında ne yapmalı yazısı bu konuda yol gösterir.
  • Sınav ve gelecek kaygısı: LGS ve YKS dönemlerinde belirginleşir; ayrıntılar için sınav kaygısı yazısına bakabilirsiniz.

Yaşa Göre Beklenen Korkular

Korku, gelişimin doğal bir parçasıdır ve her yaşın kendi korkusu vardır. Aşağıdakiler beklenen korkulardır:

  • 0-2 yaş: Yüksek ses, yabancılar, bakım verenden ayrılma
  • 2-4 yaş: Karanlık, hayali yaratıklar, gürültülü nesneler, hayvanlar
  • 5-7 yaş: Hırsız, doğal afet, yaralanma, hastalık, yalnız kalma
  • 7-11 yaş: Okul başarısı, akranlar tarafından dışlanma, ölüm, ebeveynin başına bir şey gelmesi
  • 11-14 yaş: Sosyal değerlendirilme, dış görünüş, arkadaş grubunda yer bulma
  • 14-18 yaş: Gelecek, sınav, kimlik, ilişkiler

Bir korkunun yaşa uygun olması, onu otomatik olarak sorunsuz kılmaz. Belirleyici olan aşağıdaki dört ölçüttür.

Kaygı Ne Zaman "Bozukluk" Sayılır? Dört Ölçüt

1. Süre. Belirtiler geçici bir dönemi mi kapsıyor, yoksa haftalarca mı sürüyor? Yeni okula başlama, taşınma ya da kardeş doğumu sonrası birkaç haftalık zorlanma beklenendir.

2. Yoğunluk. Tepki durumla orantılı mı? Karanlıktan çekinmek ile ışık kapalıyken odaya hiç girememek farklı şeylerdir.

3. İşlevsellik. En belirleyici ölçüt budur. Kaygı çocuğun okula gitmesini, arkadaşlarıyla vakit geçirmesini, uyumasını ya da yaşına uygun etkinliklere katılmasını engelliyor mu?

4. Yaşa uygunluk. Bu korku o yaşta beklenen bir korku mu? Sekiz yaşındaki bir çocuğun ebeveyninden ayrılamaması, üç yaşındakinden farklı değerlendirilir.

Pratik bir ölçüt: çocuk korkuyor ama yine de yapabiliyorsa tablo genellikle gelişimseldir. Korku nedeniyle yapamıyorsa ve bu durum haftalarca sürüyorsa değerlendirme anlamlıdır.

Ebeveynin Farkında Olmadan Kaygıyı Besleyen Tepkileri

Bu bölüm suçlamak için değil; çünkü aşağıdaki tepkiler sevgiden doğar ve neredeyse her ebeveyn bunları yapar. Yine de kaygıyı sürdüren en güçlü mekanizmalardan biri budur.

Ortak adı kaçınmaya eşlik etmektir: çocuğu korktuğu durumdan kurtaran her davranış, kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede kaygıyı büyütür. Çünkü çocuğa iki mesaj birden verir: bu gerçekten tehlikeliydi ve tek başına başaramazdın.

Sık görülen biçimleri:

  • Kurtarmak: Doğum günü partisine gitmek istemeyen çocuğu göndermemek, okula gitmek istemediği gün evde bırakmak.
  • Yerine konuşmak: Garsonla, öğretmenle ya da satıcıyla çocuk adına konuşmak.
  • Sürekli güvence vermek: Aynı soruya defalarca "hayır, bir şey olmayacak" cevabı vermek. Güvence kısa süre rahatlatır, sonra soru geri gelir ve döngü büyür.
  • Zor olanı ertelemek: "Seneye başlarız", "biraz daha büyüsün".
  • Kendi kaygısını göstermek: Ebeveynin telaşı çocuğa doğrudan geçer.
  • Duyguyu küçümsemek: "Saçmalama", "korkulacak ne var" demek. Çocuğun korkusu geçmez, yalnızca anlatmayı bırakır.

Alternatif nedir? Cesaretlendirmek değil, eşlik ederek kademeli yaklaştırmak. Örnek: doğum gününe gitmemek yerine "yarım saat kalıp çıkalım, ben kapıda beklerim". Duyguyu kabul edip yapabileceğine olan güveni birlikte ifade etmek: "Heyecanlandığını görüyorum. Bu zor bir şey ve sen bunu yapabilecek birisin."

Bu yaklaşım evde uygulanabilir bir kural çerçevesi gerektirir; konuya çocuğa sınır koyma yazısında ayrıntılı yer verdim.

Kaygıyı Artıran Diğer Etkenler

Aile içindeki gerilim. Sistemik bakışla çocuğun kaygısı çoğu zaman evdeki iklimin göstergesidir. Sık tartışma, ayrılık süreci, ekonomik baskı ya da bir kayıp dönemi kaygıyı yükseltir. Bir boşanma süreci içindeyseniz boşanma kararının çocuğa nasıl söyleneceğini anlatan yazı yol gösterebilir.

Uyku ve ekran düzeni. Uykusuzluk kaygı eşiğini düşürür; yatmadan önceki ekran kullanımı ise uykuyu bozar. Bu iki başlık birlikte ele alındığında belirgin fark yaratır; çocukta ekran süresi yazısında ayrıntılar var.

Aşırı program. Boş zamanı olmayan, her günü kursla dolu bir çocuk dinlenme fırsatı bulamaz.

Okul kaynaklı etkenler. Akran zorbalığı, öğretmenle ilişki, sınıf değişikliği. Okula gitmeme durumunda okulla iş birliği sürecin parçasıdır.

Ailede kaygı öyküsü. Kaygı bozukluklarında ailesel yatkınlık bilinen bir etkendir. Bu, çocuğun kaderi olduğu anlamına gelmez; yalnızca eşiğin daha düşük olabileceğini gösterir.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı?

  • Belirtiler birkaç haftadan uzun sürüyorsa
  • Çocuk okula gitmiyor ya da okul başarısında belirgin düşüş varsa
  • Arkadaş ilişkilerinden ve sevdiği etkinliklerden çekildiyse
  • Uyku ve iştahta belirgin değişiklik varsa
  • Tekrarlayan bedensel yakınmalar için tıbbi neden bulunamıyorsa
  • Altını ıslatma, bebeksi konuşma gibi geriye dönüşler varsa
  • Sürekli güvence arayışı ailenin günlük düzenini belirlemeye başladıysa
  • Evde denenen yaklaşımlar sonuç vermiyorsa
  • Ebeveyn olarak siz de bu süreçte tükendiyseniz

Çocuğunuzda kendine zarar verme davranışı ya da ölümle ilgili konuşmalar varsa bunu ertelemeyin: randevu beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Terapide Ne Yapılıyor?

Çocuk ve ergen kaygısında en çok araştırılmış yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir ve kademeli maruz bırakma sürecin merkezinde yer alır. Tipik basamaklar:

  1. Ebeveyn görüşmesi: Belirtilerin öyküsü, kaçınma haritası, evdeki düzen ve şu ana kadar denenenler ele alınır. Çocuğun ilk seansta bulunması gerekmez.
  2. Çocukla tanışma: Güven ilişkisi kurulur. Küçük yaşta bu aşama oyun üzerinden yürür; oyun terapisi bu noktada devreye girer.
  3. Psikoeğitim: Kaygının bedende ne yaptığı, çocuğun yaşına uygun bir dille anlatılır. Kaygıya bir ad vermek — "endişe canavarı" gibi — çocuğun onunla arasına mesafe koymasını sağlar.
  4. Duygu tanıma ve bedensel düzenleme: Nefes ve gevşeme çalışmaları yaşa uygun biçimde öğretilir.
  5. Bilişsel çalışma: "Ya olursa" düşünceleri ele alınır; çocuk düşüncesini sınamayı öğrenir.
  6. Kademeli maruz bırakma: Korkulan durumlar en kolaydan başlanarak basamak basamak denenir. Sürecin en belirleyici adımı budur; amaç bedene korkulan şeyin gerçekleşmediğini deneyimle öğretmektir.
  7. Ebeveyn çalışması: Kaçınmaya eşlik etme örüntüsü ele alınır ve güvence verme davranışı kademeli olarak azaltılır. Bu bölüm ebeveyn danışmanlığı çerçevesinde yürütülür.
  8. Okulla iş birliği: Gerektiğinde ve aile onayıyla.

Görüşmeler 60 dakika ve genellikle haftada bir yapılır; uygulamada 8-16 seanslık bir çerçeve yaygındır. Süreç ve yöntemler için çocuk ve ergen terapisi sayfasına bakabilirsiniz.

Aliağa'da Çocuk ve Ergen Kaygısı Danışmanlığı

Aliağa'daki görüşmelerde süreç genellikle bir ebeveyn görüşmesiyle başlar; ardından çocuğun yaşına uygun bir çalışma planı kurulur. Ergenlerle yürütülen görüşmelerde mahremiyet korunur: aile sürecin gidişatı hakkında bilgilendirilir, ancak güvenlik riski dışında konuşmanın ayrıntısı paylaşılmaz. Bu çerçeve baştan hem gence hem aileye açıkça anlatılır.

  • Seans süresi: 60 dakika, genellikle haftada bir.
  • Yer: Aliağa / İzmir'de yüz yüze görüşme.
  • Online seçenek: Türkiye'nin her yerinden ve yurt dışından çevrim içi görüşme. Ebeveyn görüşmeleri ve ergenlerle yapılan çalışmalar online yürütmeye uygundur; online psikoterapi sayfasında ayrıntılar var.
  • Çocuk gelmeli mi: İlk seansta gerekmez; katılımı yaşa ve tabloya göre birlikte planlanır.
  • Gizlilik: Görüşmelerde paylaşılan her bilgi meslek etiği ve yasal düzenlemeler çerçevesinde gizli tutulur.
  • Ücret: Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi iletişim kanallarından alabilirsiniz. Bölgedeki genel piyasa aralığı için Aliağa'da pedagog yazısına bakabilirsiniz.
  • Randevu: WhatsApp ya da telefon: +90 544 571 11 94.

Ergenlik dönemine özgü güçlükler öne çıkıyorsa ergen danışmanlığı, kaygıya panik atakların eşlik ettiği durumlarda panik atak başlığı daha uygun bir başlangıç olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Çocukta kaygı belirtileri nelerdir?

Çocuklarda kaygı çoğunlukla kaygı sözcüğüyle değil, bedenle ve davranışla anlatılır. Bedensel belirtiler: karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, uykuya dalmakta zorlanma, iştah değişimi. Davranışsal belirtiler: kaçınma, ayrılmakta zorlanma, sürekli güvence isteme, ağlama ve öfke patlamaları, mükemmeliyetçilik. Duygusal ve bilişsel belirtiler: sürekli olumsuz senaryo kurma, ne olur ne olmaz soruları, dikkat dağınıklığı, kendine güvensizlik. Öfke patlaması ve inatçılık gibi belirtilerin kaygıdan kaynaklanabildiği sık gözden kaçar.

Çocuklarda kaygı ne kadar yaygın?

Yirmi yedi ülkeden 41 çalışmanın derlendiği dünya çapındaki meta-analizde çocuk ve ergenlerde herhangi bir kaygı bozukluğunun yaygınlığı %6,5 olarak bulunmuştur. Aynı çalışmada depresif bozukluklar %2,6, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu %3,4 düzeyindedir. Yani kaygı bozuklukları çocukluk ve ergenlikte en sık görülen ruh sağlığı tablosudur. Tanı düzeyine ulaşmayan kaygı belirtileri ise çok daha yaygındır.

Hangi korkular yaşa göre normaldir?

Korkular gelişimin doğal parçasıdır ve yaşa göre değişir. Bebeklikte yabancı ve ayrılık kaygısı; 2-4 yaşta karanlık, gürültü ve hayali yaratıklar; 5-7 yaşta hırsız, doğal afet ve hastalık korkusu; 7-11 yaşta okul başarısı, akran ilişkileri ve ölüm; ergenlikte sosyal değerlendirilme, dış görünüş ve gelecek kaygısı beklenen korkulardır. Bu korkular yaşa uygunsa, kısa sürüyorsa ve çocuğun günlük yaşamını daraltmıyorsa tek başına sorun değildir.

Kaygı ne zaman bozukluk sayılır?

Belirleyici olan kaygının varlığı değil, dört ölçüttür: süre (belirtiler haftalarca sürüyor mu), yoğunluk (tepki durumla orantısız mı), işlevsellik (okul, arkadaşlık ve aile yaşamını daraltıyor mu) ve yaşa uygunluk (o yaşta beklenen bir korku mu). Bu dördü içinde en belirleyicisi işlevselliktir: çocuk karanlıktan korkuyor ama uyuyabiliyorsa tablo farklıdır, korku nedeniyle hiç uyuyamıyor ya da okula gidemiyorsa farklıdır.

Ayrılık kaygısı normal mi, ne zaman sorun olur?

Ayrılık kaygısı bebeklikte ve okul öncesi dönemde beklenen bir gelişim özelliğidir; anaokuluna başlarken birkaç hafta süren zorlanma da olağandır. Sorun sayılması için kaygının yaşa göre beklenenden yoğun olması, uzun süre devam etmesi ve çocuğun okula gitmesini, arkadaşında kalmasını ya da tek başına uyumasını engellemesi gerekir. Sabahları başlayan ve okula gitmeyince geçen karın ağrısı, bu tablonun en tipik işaretlerinden biridir.

Ebeveyn olarak kaygıyı farkında olmadan besliyor olabilir miyim?

Bu, iyi niyetle yapılan ve çok yaygın olan bir örüntüdür. Çocuğu korktuğu durumdan kurtarmak, onun yerine konuşmak, sürekli güvence vermek ve zor olanı ertelemek kısa vadede rahatlatır; ancak çocuğa şu mesajı verir: bu gerçekten tehlikeliydi, tek başına başaramazdın. Kaçınmaya eşlik etme diye adlandırılan bu tutum kaygıyı sürdüren en güçlü mekanizmalardan biridir. Alternatifi cesaretlendirmek değil, çocuğun yanında durarak kademeli olarak denemesine alan açmaktır.

Çocuğun kaygısı için ne zaman uzmana başvurmalıyım?

Şu durumlarda destek önerilir: belirtilerin birkaç haftadan uzun sürmesi, okula gitmeme ya da okul başarısında belirgin düşüş, arkadaş ilişkilerinden ve sevdiği etkinliklerden çekilme, uyku ve iştahta belirgin değişiklik, tekrarlayan bedensel yakınmalar için tıbbi neden bulunamaması, yaşına göre geriye dönüşler ve çocuğun sürekli güvence arayışı. Evde denenen yaklaşımların sonuç vermemesi de tek başına yeterli bir gerekçedir.

Çocukta kaygı tedavisi nasıl yapılır, kaç seans sürer?

Çocuk ve ergen kaygısında en çok araştırılmış yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir ve kademeli maruz bırakma sürecin merkezinde yer alır. Küçük yaş grubunda çalışma çoğunlukla oyun üzerinden yürür; ergende ise yetişkin terapisine yaklaşır. Ebeveyn görüşmeleri sürecin ayrılmaz parçasıdır. Klinik uygulamada haftada bir, 60 dakikalık görüşmelerle çoğunlukla 8-16 seanslık bir çerçeve kullanılır.

Ergende kaygı çocuktan farklı mı görünür?

Evet, belirgin biçimde farklıdır. Ergende kaygı sıklıkla sinirlilik, tartışmacılık ve içe kapanma biçiminde görünür; bu nedenle sık sık ergenlik dönemi davranışı sanılıp gözden kaçar. Sosyal değerlendirilme korkusu bu dönemde öne çıkar: derste söz almama, sunum yapmaktan kaçınma, telefonla konuşamama, yeni ortamlara girmeme. Uyku düzeninin bozulması ve ekranda geç saatlere kadar kalma da sık eşlik eden bulgulardır.

Aliağa'da çocuk ve ergen kaygısı danışmanlığı nasıl yürüyor?

Süreç genellikle bir ebeveyn görüşmesiyle başlar; çocuğun ilk seansta bulunması gerekmez. Görüşmeler 60 dakika ve genellikle haftada bir yapılır; Aliağa ve İzmir'de yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden online yürütülebilir. Ergenlerle çalışırken mahremiyet korunur: aile süreç hakkında bilgilendirilir, ancak güvenlik riski dışında görüşme içeriğinin ayrıntısı paylaşılmaz. Seans ücreti dönem dönem güncellendiği için burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi WhatsApp ya da telefon üzerinden alabilirsiniz.

Kaynaklar

  1. Polanczyk, G. V., Salum, G. A., Sugaya, L. S., Caye, A., & Rohde, L. A. (2015). Annual research review: A meta-analysis of the worldwide prevalence of mental disorders in children and adolescents. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 56(3), 345-365. (27 ülke; 41 çalışma)
  2. Creswell, C., Waite, P., & Hudson, J. (2020). Practitioner review: Anxiety disorders in children and young people — assessment and treatment. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 61(6), 628-643.
  3. Lebowitz, E. R., Woodruff-Borden, J., Fiorenzo, L., ve ark. (2013). Family accommodation in pediatric anxiety disorders. Depression and Anxiety, 30(1), 47-54. (Kaçınmaya eşlik etme)
  4. James, A. C., Reardon, T., Soler, A., James, G., & Creswell, C. (2020). Cognitive behavioural therapy for anxiety disorders in children and adolescents. Cochrane Database of Systematic Reviews, 11, CD013162.
  5. National Institute for Health and Care Excellence (NICE). (2013). Social anxiety disorder: Recognition, assessment and treatment (CG159).
  6. Gullone, E. (2000). The development of normal fear: A century of research. Clinical Psychology Review, 20(4), 429-451. (Yaşa göre beklenen korkular)
  7. American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.). Separation Anxiety Disorder; Generalized Anxiety Disorder.

Son güncelleme: 1 Ağustos 2026

Çocuğunuzun Kaygısını Birlikte Ele Alalım

Çocuk ve ergen kaygısı, üzerinde çalışıldığında belirgin biçimde değişen bir alandır. Süreç genellikle tek bir ebeveyn görüşmesiyle başlar. Aliağa'da yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden online görüşme için randevu oluşturabilirsiniz.

Randevu ve Bilgi Alın

Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; psikolojik değerlendirme, tanı veya tedavinin yerine geçmez, ilaç önerisi içermez. Kişisel bir güçlük yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

Kadir Şahbaz

Kadir Şahbaz

Psikolojik Danışman ve Sistemik Psikoterapist

Aliağa'da birey, çift, çocuk, ergen ve ailelerle çalışan psikolojik danışman ve sistemik psikoterapisttir. Lisans eğitimini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamladı; sistemik psikoterapi eğitimini Sistemik Psikoterapi Enstitüsü'nde aldı. Çalışmalarında sistemik yaklaşımın yanı sıra bilişsel davranışçı yöntemlerden ve EMDR'den yararlanır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde aynı alanda yüksek lisans yapmakta olup tez çalışması ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerinedir.

Kadir Şahbaz hakkında ayrıntılı bilgi →
Takvim Randevusu Al
WhatsApp ile Ulaşın