Çift ve Evlilik

Çocuk Doğduktan Sonra Eşimle Uzaklaştık: Ebeveynliğe Geçiş ve İlişki

Yazar: Kadir Şahbaz | Yayın Tarihi: 18 Eylül 2026 | Güncelleme: 18 Eylül 2026

Çocuk doğduktan sonra ilişki değişimi ve Aliağa çift terapisi

Aliağa'daki çift terapisi görüşmelerinde bu başlıkla gelenlerin ortak bir cümlesi var: "Çocuğumuzu çok seviyoruz ama biz kaybolduk."

Cümlenin arkasındaki suçluluk duygusu genellikle sorunun kendisinden daha ağır basar. Çünkü ebeveynlik mutlulukla anılan bir şeydir; bu dönemde ilişkinin kötüleştiğini söylemek çiftlere nankörlük gibi gelir. Bu nedenle konu evin içinde konuşulmaz, dışarıda hiç konuşulmaz ve herkes bunu yalnızca kendisinin yaşadığını sanır.

Oysa bu, alanyazında en iyi belgelenmiş geçiş dönemi tepkilerinden biri. Bu yazıda araştırmaların ne söylediğini, düşüşün neden ve nasıl gerçekleştiğini, hangi etkenlerin koruyucu olduğunu, ilişkisel uzaklaşmanın doğum sonrası çökkünlükten nasıl ayrıldığını ve uygulanabilir adımları bulacaksınız.

Araştırmalar Ne Söylüyor?

Kapsamlı bir meta-analizde ebeveynlerin evlilik doyumunun ebeveyn olmayanlara göre daha düşük olduğu; bu farkın özellikle bebeği olan annelerde belirginleştiği ve çocuk sayısı arttıkça büyüdüğü bildirilmiştir (Twenge, Campbell & Foster, 2003).

Sekiz yıl süren izlemeli bir çalışmada ise daha çarpıcı bir bulgu var: doğumun ardından ilişki işleyişinde ani bir bozulma görülmüş ve bu etki zamanla kendiliğinden geri dönmemiştir (Doss, Rhoades, Stanley & Markman, 2009).

Buradaki ayrıntı önemli. İlişki doyumu, çocuğu olmayan çiftlerde de yıllar içinde bir miktar azalır (Mitnick, Heyman & Smith Slep, 2009). Ebeveynliğe özgü olan şey düşüşün varlığı değil, kademeli değil ani olmasıdır. Çiftlerin "bir anda her şey değişti" ifadesi, bu bulgunun gündelik karşılığıdır.

Bu tabloyu paylaşmamın nedeni umutsuzluk yaratmak değil. Tam tersi: çiftlerin büyük bölümü bu dönemde ilişkilerini yanlış bir ölçütle değerlendirir. "Bizim ilişkimizde bir sorun var" yorumu, çoğu zaman öngörülebilir bir geçişin kişisel bir başarısızlık olarak okunmasıdır.

Düşüş Kaçınılmaz mı? Hayır

İlk bebeğin ardından evlilik doyumu korunan çiftleri inceleyen bir çalışmada, çiftlerin önemli bir bölümünde düşüş görülmekle birlikte bir kısmında doyumun korunduğu ve bunu belirleyen etkenlerin saptanabildiği bildirilmiştir (Shapiro, Gottman & Carrère, 2000). Öne çıkan koruyucu etkenler şunlar:

Eşe duyulan sevgi ve beğeninin sürmesi. Yani eşin hâlâ olumlu biçimde tanımlanabilmesi.
Eşin dünyasına dair farkındalık. Onun neyle uğraştığını, neyden yorulduğunu bilmek.
"Biz" duygusunun korunması. Çiftin kendini iki ayrı ebeveyn değil, ortak bir birim olarak görmeye devam etmesi.

Bu etkenler kendiliğinden korunmaz. Bebekli dönemde ilişki, hiçbir şey yapılmazsa zayıflayan bir yapıdır; korunması bilinçli çaba gerektirir.

Neden Uzaklaşıyoruz? Altı Mekanizma

1. Uyku borcu. En hafife alınan etken bu. Çiftlerle yürütülen çalışmalarda kötü uyunan gecelerin ardından çatışmaların daha kötü yönetildiği, eşlerin birbirine daha az anlayışlı davrandığı ve uzlaşmanın zorlaştığı bildirilmektedir (Gordon & Chen, 2014). Aynı konu, dinlenmiş bir çift ile uykusuz bir çift arasında tamamen farklı seyreder. Bebekli dönemdeki tartışmaların büyük bölümü, konunun ağırlığından değil kapasitenin düşüklüğünden çıkar.

2. İş bölümünün sessizce geleneksele kayması. Araştırmalar, ilk çocuğun ardından hem tutumların hem de fiili iş bölümünün daha geleneksel bir düzene kaydığını göstermektedir (Katz-Wise, Priess & Hyde, 2010). Kritik nokta şu: bu kayma karar verilerek olmaz. Eşitlikçi bir düzen kurduğunu düşünen çiftler kendilerini beklemedikleri bir dağılımın içinde bulur. Konuşulmadığı için de öfke olarak birikir.

3. Görünmeyen zihinsel yük. Tartışma çoğu zaman yapılan işin kendisiyle değil, görünmeyen kısmıyla ilgilidir: aşının ne zaman olduğunu hatırlamak, bezin bitmek üzere olduğunu fark etmek, doktor randevusunu planlamak. Bu yük ölçülmediği için takdir de edilmez. "Söylersen yaparım" cümlesi, tam da bu yüzden karşı tarafı öfkelendirir: söylemek zaten yükün kendisidir.

4. Çiftin alanının tamamen kapanması. Bebekten önce ilişki, gündelik hayatın doğal boşluklarında kendini besler — akşam yemeği, yolculuk, hafta sonu sabahı. Bebekten sonra bu boşlukların tamamı dolar. Çift, birbirini yalnızca ebeveyn rolünde görmeye başlar ve konuşmalar vardiya devrine dönüşür. Bu tablonun uzun vadeli hâlini evlilikte duygusal kopukluk yazısında ele almıştım.

5. Cinselliğin değişmesi. Doğum biçimi, iyileşme, emzirme, hormonal değişiklikler, uyku yoksunluğu ve beden algısı bir arada etki eder. Asıl sorun genellikle değişimin kendisi değil, konuşulmamasıdır: biri reddedildiğini düşünür, diğeri baskı altında hisseder ve ikisi de yanılır. Bu başlık kendi başına ele alınması gerekiyorsa cinsel isteksizlik yazısına bakabilirsiniz.

6. Geniş ailenin devreye girmesi. Sistemik açıdan en belirleyici değişikliklerden biri budur. Bakım desteği çoğu zaman gereklidir ve kıymetlidir; ancak beraberinde sınırların yeniden çizilmesini gerektirir. Kimin hangi konuda söz sahibi olduğu konuşulmadığında, çift arasındaki gerilim çoğu zaman geniş aile üzerinden yürütülmeye başlar.

Klinikte sık görülen bir yanılgı: "Bu dönem geçsin, sonra ilgileniriz."

İzlemeli çalışmaların gösterdiği şey bunun işlemediğidir; doğum sonrası oluşan bozulma kendiliğinden geri dönmemektedir. Ertelenen konu ortadan kalkmaz, yalnızca görünmez hâle gelir ve çocuk büyüdüğünde geriye alışkanlık hâline gelmiş bir mesafe kalır.

Uzaklaşma mı, Doğum Sonrası Çökkünlük mü?

Bu ayrım klinik olarak önemlidir, çünkü tablolar birbirine benzeyebilir ve yanlış adres çalışıldığında sonuç alınamaz.

Yönlendirici ölçüt yaygınlıktır. İlişkisel uzaklaşmada çekilme eşe yöneliktir; kişi işte, arkadaşlarıyla ya da bebeğiyle canlılığını korur. Çökkünlükte ise isteksizlik hayatın tamamına yayılır; uyku ve iştah değişiklikleri, enerji düşüklüğü, ilgi kaybı ve suçluluk duyguları eşlik eder.

Babalar da bu tabloyu yaşar ve sıklıkla gözden kaçar.

Babalarda doğum öncesi ve sonrası depresyonu inceleyen bir meta-analizde, babaların yaklaşık onda birinde bu tablonun görüldüğü; ayrıca anne ve babadaki tablolar arasında orta düzeyde bir ilişki bulunduğu bildirilmiştir (Paulson & Bazemore, 2010). Yani bir eşteki çökkünlük diğerinin riskini artırır.

Babalarda tablo çoğu zaman üzüntüden çok sinirlilik, işe kaçış, geri çekilme ve bedensel yakınmalar biçiminde görünür. Bu nedenle "o iyi görünüyor" değerlendirmesi yanıltıcı olabilir.

Bebeğe karşı bağ kuramama, yoğun ve yatışmayan kaygı ya da kendine veya bebeğe zarar verme düşünceleri varsa, bu bir bekleme durumu değildir; gecikmeden bir hekime başvurulması gerekir. Çökkünlük tablosu öne çıkıyorsa depresyon ve bireysel psikoterapi çerçeveleri, çift çalışmasıyla eşzamanlı yürütülebilir.

Uygulanabilir Adımlar

Bu dönemde işe yarayan şeyler büyük değil, küçük ve sürdürülebilir olanlardır. Kapasite zaten sınırlıdır; ağır planlar uygulanmadan terk edilir.

  • Uykuyu ilişkisel bir mesele olarak ele alın. Eşlerin sırayla kesintisiz bir uyku bloğu alabildiği bir düzen, romantik jestlerden daha fazla iş görür. Bu, ilişkiye yapılan en yüksek getirili yatırımdır.
  • Görünmeyen yükü görünür kılın. Bir hafta boyunca kimin neyi hatırladığını ve planladığını yazın; yalnızca kimin neyi yaptığını değil. Liste genellikle tartışmayı bitirir.
  • İş bölümünü konuşarak yeniden kurun. Kendiliğinden oluşan dağılım, ikinizin de seçmediği bir dağılımdır. Üç ayda bir gözden geçirin; bebeğin ihtiyaçları değiştikçe düzen de değişmelidir.
  • Günde on beş dakika, bebekten bahsetmeden. Zor ve yapay gelecektir. Amaç, ilişkinin tek konusunun çocuk olmaktan çıkmasıdır.
  • Cinsel olmayan temasa geri dönün. Sarılma, el tutma, omuz dokunuşu. Yakınlık genellikle buradan yeniden kurulur; doğrudan cinsellikten değil.
  • Yardımı reddetmeyin, ama yönetin. Geniş aileden gelen destek, sınırları belirlendiğinde ilişkiyi korur; belirlenmediğinde gerilim kaynağına dönüşür.
  • Takdiri sesli söyleyin. Bu dönemde iki taraf da görülmediğini düşünür. "Bugün zor bir gündü, hallettiğini görüyorum" cümlesi, karşılıklı öfke birikimini yavaşlatan en ucuz müdahaledir.
  • Karşılaştırmayı bırakın. Sosyal medyadaki ebeveynlik anlatısı bu dönemde en zararlı ölçüttür; yalnızca suçluluğu büyütür.

Tartışmaların yürütülme biçimi ayrı bir başlık; eleştiri ve savunma kalıpları devredeyse konu ne olursa olsun sonuç değişmez. Bu kalıplar için ilişkilerde sağlıklı iletişim yazısına bakabilirsiniz. Aynı tartışmanın yıllardır dönüp durduğunu düşünüyorsanız çift uyumsuzluğu yazısı farklı bir çerçeve sunar.

Ne Zaman Destek Almalı?

Ebeveynliğe geçiş döneminde uygulanan çift müdahalelerini inceleyen bir meta-analizde, bu programların ilişki niteliği üzerinde küçük ancak anlamlı etkiler gösterdiği bildirilmiştir (Pinquart & Teubert, 2010).

Etki büyüklüğünün küçük olması dikkat çekici olabilir; ancak bu dönemde asıl kazanç genellikle önleyici olandır. Erken dönemde kurulan bir düzen, yıllar sonra yapılacak onarımdan çok daha az çaba gerektirir.

Aşağıdaki durumlarda destek almak süreci belirgin biçimde kolaylaştırır:

  • Tartışmalar neredeyse her gün tekrarlıyor ve iş bölümü etrafında dönüyorsa
  • Eşlerden biri ya da ikisi kendini yalnız başına ebeveynlik yapıyormuş gibi hissediyorsa
  • Konuşmalar tamamen bebeğe ve lojistiğe daraldıysa
  • Öfke ya da kırgınlık birikip konuşulamıyorsa
  • Geniş aileyle ilgili gerilim çift arasındaki ilişkiye yansıdıysa
  • Cinsel ve bedensel yakınlık aylardır konuşulamayan bir konuya dönüştüyse
  • Eşlerden birinde çökkünlük ya da yoğun kaygı belirtileri varsa
  • Bebek bir yaşını geçtiği hâlde ilişkide toparlanma başlamadıysa

Ebeveynlik tarafındaki güçlükler öne çıkıyorsa ebeveyn danışmanlığı, geniş aile ve sınır meseleleri ağır basıyorsa aile terapisi daha uygun bir çerçeve sunabilir.

Aliağa'da Çift Terapisi: Randevu ve Seans Düzeni

Aliağa'daki çift terapisi görüşmelerinde ilk seans genellikle her iki eşle birlikte yapılır ve doğum sonrası düzenin haritası çıkarılır: gün nasıl geçiyor, uyku nasıl bölünüyor, hangi işler kimde, geniş aile nerede duruyor ve çift olarak yalnız kalınan zaman ne kadar. Bu harita çoğu çift için sürecin en aydınlatıcı kısmıdır, çünkü "yorgunluk" diye tek kelimeyle anlatılan tablo ilk kez parçalarına ayrılır.

  • Seans süresi: 60 dakika, genellikle haftada bir.
  • Tipik süre: Çoğunlukla 10-16 seanslık bir çerçeve.
  • Yer: Aliağa / İzmir'de yüz yüze görüşme.
  • Online seçenek: Bebekli dönemde ulaşım ve bakım düzeni nedeniyle sık tercih edilir; online psikoterapi sayfasında ayrıntılar var.
  • Kimler katılır: İlk görüşmede her iki eş; gerektiğinde bireysel görüşmeler.
  • Tek taraflı başlangıç: Eşlerden biri gelemiyorsa süreç tek kişiyle de başlatılabilir.
  • Tarafsızlık: Çift terapisinde taraf tutulmaz; çalışılan taraf ilişkinin kendisidir.
  • Gizlilik: Görüşmelerde paylaşılan her bilgi meslek etiği ve yasal düzenlemeler çerçevesinde gizli tutulur.
  • Ücret: Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi iletişim kanallarından alabilirsiniz.
  • Randevu: WhatsApp ya da telefon: +90 544 571 11 94.

Süreç ve yöntemlere dair ayrıntılı bilgiyi Aliağa çift terapisi sayfasında bulabilirsiniz. Evliliğin genel işleyişine yönelik bir çalışma düşünüyorsanız evlilik danışmanlığı uygun bir başlangıç olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Çocuk doğduktan sonra eşimle uzaklaştık, bu normal mi?

Yaygın bir deneyimdir ve tek başına ilişkide bir arıza olduğu anlamına gelmez. Ebeveynliğe geçişi inceleyen meta-analizler, ebeveyn olan çiftlerde ilişki doyumunun ebeveyn olmayanlara göre daha düşük seyrettiğini bildirmektedir. Sekiz yıllık izlemeli bir çalışmada ise doğumdan sonra ilişki işleyişinde ani bir bozulma görüldüğü, bu etkinin zamanla kendiliğinden geri dönmediği gösterilmiştir. Yani yaşadığınız şey istisna değil, iyi belgelenmiş bir geçiş dönemi tepkisidir. Bununla birlikte düşüş kaçınılmaz değildir; çiftlerin bir bölümünde doyum korunur.

Evlilik doyumu çocuktan sonra gerçekten düşüyor mu?

Alanyazın bu konuda tutarlıdır. Kapsamlı bir meta-analizde ebeveynlerin evlilik doyumunun ebeveyn olmayanlara göre daha düşük olduğu, düşüşün özellikle bebeği olan annelerde belirginleştiği ve çocuk sayısı arttıkça büyüdüğü bildirilmiştir. Etki büyüklüğü küçük ile orta arasındadır; yani herkeste ve aynı şiddette görülmez. Ayrıca doyumdaki azalmanın bir bölümü ebeveyn olmayan çiftlerde de zamanla görülür. Ebeveynliğe özgü olan kısım, düşüşün kademeli değil ani olmasıdır.

Bu uzaklaşma kalıcı mı, düzelir mi?

Kendiliğinden düzeleceğini varsaymak gerçekçi değildir; izlemeli çalışmalar etkinin yıllar boyunca sürebildiğini göstermektedir. Buna karşılık bu, ilişkinin geri dönüşsüz biçimde bozulduğu anlamına gelmez. İlk bebeğin ardından doyumu korunan çiftleri inceleyen araştırmalarda koruyucu etkenler belirlenmiştir: eşe duyulan sevgi ve beğeninin sürmesi, eşin dünyasına dair farkındalığın korunması ve çiftin kendini "biz" olarak görmeye devam etmesi. Bu etkenler kendiliğinden korunmaz, bilinçli olarak sürdürülür. Erken dönemde yapılan küçük düzenlemeler, yıllar sonra yapılacak büyük onarımdan daha az çaba gerektirir.

Neden uzaklaşıyoruz, sebepleri neler?

Klinikte en sık görülen altı mekanizma şunlardır: uyku borcunun çatışma yönetimini bozması, iş bölümünün beklenmedik biçimde geleneksel role kayması, planlama ve hatırlama yükünün görünmez biçimde tek tarafa yığılması, çiftin yalnız kalabildiği zamanın tamamen ortadan kalkması, cinselliğin hem bedensel hem duygusal nedenlerle değişmesi ve geniş ailenin bakım sürecine dahil olmasıyla sınırların yeniden çizilme zorunluluğu. Bunların çoğu tek başına küçük görünür; birikimli etkileri ise belirgindir. Uzaklaşma genellikle bir kriz anından değil, bu altı yükün üst üste binmesinden doğar.

Uyku eksikliği ilişkiyi nasıl etkiliyor?

Sanılandan çok daha fazla etkiler ve en çok hafife alınan etkendir. Çiftlerle yürütülen çalışmalarda kötü uyunan gecelerin ardından çatışmaların daha kötü yönetildiği, eşlerin birbirine karşı daha az anlayışlı olduğu ve uzlaşmanın zorlaştığı bildirilmektedir. Yani aynı konu, dinlenmiş bir çift ile uykusuz bir çift arasında tamamen farklı seyreder. Bunun pratik sonucu şudur: doğum sonrası dönemde ilişkiye yapılabilecek en etkili müdahalelerden biri, eşlerin sırayla da olsa kesintisiz uyku bloğu alabildiği bir düzen kurmaktır. Bu, romantik bir jestten daha fazla iş görür.

İş bölümü neden bu kadar sık kavga konusu oluyor?

Çünkü ilk çocuğun ardından iş bölümü, çiftlerin çoğunda bilinçli bir karar olmaksızın daha geleneksel bir düzene kayar. Araştırmalar bu kaymanın hem tutumlarda hem de davranışta gerçekleştiğini göstermektedir. Eşitlikçi bir düzen kurduğunu düşünen çiftler kendilerini beklemedikleri bir dağılımın içinde bulur ve bu, konuşulmadığı için öfke olarak birikir. Ayrıca tartışma çoğu zaman yapılan işin kendisiyle değil, görünmeyen kısmıyla ilgilidir: neyin ne zaman yapılacağını hatırlamak, planlamak ve takip etmek. Bu yük ölçülmediği için takdir de edilmez.

Uzaklaşma mı, doğum sonrası depresyon mu?

Bu ayrım klinik olarak önemlidir, çünkü tablolar birbirine benzeyebilir. Yönlendirici ölçüt yaygınlıktır: ilişkisel uzaklaşmada çekilme eşe yöneliktir, kişi başka alanlarda canlılığını korur. Çökkünlükte ise isteksizlik hayatın tamamına yayılır ve uyku, iştah, enerji, ilgi kaybı ile suçluluk duyguları eşlik eder. Bebeğe karşı bağ kuramama, yoğun kaygı ya da kendine veya bebeğe zarar verme düşünceleri varsa gecikmeden bir hekime başvurulmalıdır. Doğum sonrası dönemde ruhsal tablo ile ilişkisel tablo sık sık iç içe geçer; bu nedenle ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Babalarda da doğum sonrası depresyon görülür mü?

Evet ve sıklıkla gözden kaçar. Babalarda doğum öncesi ve sonrası depresyonu inceleyen bir meta-analizde, babaların yaklaşık onda birinde bu tablonun görüldüğü bildirilmiştir. Ayrıca anne ve babadaki tablolar arasında orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur; yani bir eşteki çökkünlük diğerinin riskini artırır. Babalarda tablo çoğu zaman üzüntüden çok sinirlilik, işe kaçış, geri çekilme ve bedensel yakınmalar biçiminde görünür. Bu nedenle "o iyi görünüyor" değerlendirmesi yanıltıcı olabilir.

Cinsel hayatımız ne zaman normale döner?

Tek bir takvim yoktur ve çiftler arasındaki fark geniştir. Doğum biçimi, iyileşme süreci, emzirme, hormonal değişiklikler, uyku yoksunluğu ve beden algısındaki değişim bu süreci etkiler. Bedensel açıdan uygunluk konusunda karar hekime aittir. İlişkisel açıdan belirleyici olan ise sürenin kendisi değil, konunun konuşulup konuşulmadığıdır. Sessizlik, iki tarafta da yanlış yorumlar üretir: biri reddedildiğini, diğeri baskı altında olduğunu düşünür. Cinselliğin yeniden kurulması genellikle cinsel olmayan temasın geri gelmesiyle başlar.

Aliağa'da çift terapisi nasıl yürür, seans düzeni nedir?

Aliağa'daki görüşmelerde ilk seans genellikle her iki eşle birlikte yapılır ve doğum sonrası düzenin haritası çıkarılır: gün nasıl geçiyor, uyku nasıl bölünüyor, hangi işler kimde, geniş aile nerede duruyor ve çift olarak yalnız kalınan zaman ne kadar. Sonrasında kısa bireysel görüşmeler yapılabilir; ardından ortak seanslarla devam edilir. Görüşmeler 60 dakikadır ve genellikle haftada bir yürütülür; çoğunlukla 10-16 seanslık bir çerçeve kullanılır. Bebekli dönemde ulaşım zorlaştığı için online görüşme sık tercih edilir. Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi WhatsApp ya da telefon üzerinden alabilirsiniz.

Kaynaklar

  1. Doss, B. D., Rhoades, G. K., Stanley, S. M., & Markman, H. J. (2009). The effect of the transition to parenthood on relationship quality: An 8-year prospective study. Journal of Personality and Social Psychology, 96(3), 601-619.
  2. Gordon, A. M., & Chen, S. (2014). The role of sleep in interpersonal conflict: Do sleepless nights mean worse fights? Social Psychological and Personality Science, 5(2), 168-175.
  3. Katz-Wise, S. L., Priess, H. A., & Hyde, J. S. (2010). Gender-role attitudes and behavior across the transition to parenthood. Developmental Psychology, 46(1), 18-28.
  4. Mitnick, D. M., Heyman, R. E., & Smith Slep, A. M. (2009). Changes in relationship satisfaction across the transition to parenthood: A meta-analysis. Journal of Family Psychology, 23(6), 848-852.
  5. Paulson, J. F., & Bazemore, S. D. (2010). Prenatal and postpartum depression in fathers and its association with maternal depression: A meta-analysis. JAMA, 303(19), 1961-1969.
  6. Pinquart, M., & Teubert, D. (2010). A meta-analytic study of couple interventions during the transition to parenthood. Family Relations, 59(3), 221-231.
  7. Shapiro, A. F., Gottman, J. M., & Carrère, S. (2000). The baby and the marriage: Identifying factors that buffer against decline in marital satisfaction after the first baby arrives. Journal of Family Psychology, 14(1), 59-70.
  8. Twenge, J. M., Campbell, W. K., & Foster, C. A. (2003). Parenthood and marital satisfaction: A meta-analytic review. Journal of Marriage and Family, 65(3), 574-583.

Son güncelleme: 18 Eylül 2026

Bu Dönemi Birlikte Taşıyalım

Çocuk sonrası uzaklaşma, ilişkinin bozulduğu anlamına gelmez; taşınan yükün değiştiği anlamına gelir. Gündelik düzeninizi, iş bölümünüzü ve aranızdaki mesafeyi birlikte ele alabiliriz. Aliağa'da yüz yüze ya da bebekli dönemde daha kolay olan online çift terapisi için randevu oluşturabilirsiniz.

Randevu ve Bilgi Alın

Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; psikolojik değerlendirme, tanı veya tedavinin yerine geçmez, ilaç önerisi içermez. Kişisel bir güçlük yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

Kadir Şahbaz

Kadir Şahbaz

Psikolojik Danışman ve Sistemik Psikoterapist

Aliağa'da birey, çift, çocuk, ergen ve ailelerle çalışan psikolojik danışman ve sistemik psikoterapisttir. Lisans eğitimini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamladı; sistemik psikoterapi eğitimini Sistemik Psikoterapi Enstitüsü'nde aldı. Çalışmalarında sistemik yaklaşımın yanı sıra bilişsel davranışçı yöntemlerden ve EMDR'den yararlanır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde aynı alanda yüksek lisans yapmakta olup tez çalışması ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerinedir.

Kadir Şahbaz hakkında ayrıntılı bilgi →
WhatsApp ile Ulaşın