Stres ve Kişisel Gelişim

Özgüven Nasıl Kazanılır? İç Çocuk Çalışması ve Kanıta Dayalı Yöntemler

Yazar: Kadir Şahbaz | Yayın Tarihi: 16 Ekim 2026 | Güncelleme: 16 Ekim 2026

Özgüven, iç çocuk çalışması ve Aliağa bireysel psikoterapi

Aliağa'daki görüşmelerde bu başlık iki farklı cümleyle geliyor. Biri şöyle: "Dışarıdan iyi görünüyorum ama içimde sürekli yetersiz hissediyorum." Diğeri: "İç çocuğumla çalışmam gerektiğini okudum, bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum."

İkisi de aynı yere bakıyor. Ancak bu alan, Türkçe içerikte en çok basmakalıp bilginin dolaştığı alanlardan biri — ve o bilgilerin bir kısmı yalnızca işe yaramıyor değil, bazı kişilerde ters tepiyor.

Bu yazıda üç karşı-sezgisel bulguyu açıkça aktaracağım: yüksek özgüvenin başarıyı getirmediğini, olumlu telkinlerin kimlerde zarar verdiğini ve "iç çocuk" kavramının klinik karşılığının aslında başka adlarla var olduğunu.

Bölümler: kavram ayrımı, üç yaygın yanlış, özgüven gerçekte nasıl kurulur, iç çocuk çalışması ve dikkat edilmesi gerekenler.

Önce Kavram Ayrımı: Üç Farklı Şey

Türkçede bu üç kavram sürekli birbirinin yerine kullanılıyor, oysa farklı şeylere işaret ediyorlar ve farklı çalışma gerektiriyorlar.

Özsaygı (self-esteem): Kişinin kendi değerine dair genel yargısı. Sorusu şudur: değerli miyim?

Özgüven (self-confidence): Yapabilme beklentisi. Sorusu şudur: bunu başarabilir miyim?

Özyeterlik (self-efficacy): Belirli bir alandaki yapabilme inancı (Bandura, 1997). Bir kişinin matematikte yüksek, topluluk önünde konuşmada düşük özyeterliği olabilir.

Ayrım pratikte belirleyicidir: yapabilme inancı deneyimle güçlenir, ancak değerlilik algısı yalnızca başarıyla onarılmaz. Kendini başarısız hisseden biriyle kendini değersiz hisseden biri aynı çalışmaya ihtiyaç duymaz.

Bu yüzden "özgüvenim yok" cümlesiyle gelen iki kişiden biri birkaç ayda belirgin ilerleme kaydederken diğeri yerinde sayabiliyor: ilki özyeterlik, ikincisi değerlilik tarafında zorlanıyordur.

Üç Yaygın Yanlış

1. "Özgüvenim yükselirse her şey düzelir"

Özsaygı araştırmalarını kapsamlı biçimde değerlendiren bir derlemede, yüksek özsaygının akademik başarıyı ya da iş performansını artırdığına dair güçlü kanıt bulunmadığı; ilişkinin büyük ölçüde ters yönde işlediği bildirilmiştir (Baumeister, Campbell, Krueger & Vohs, 2003).

Yani başarı özsaygıyı yükseltiyor; özsaygı başarıyı değil.

Aynı derlemede, özsaygıyı doğrudan yükseltmeyi hedefleyen programların beklenen yararı sağlamadığı da belirtilmektedir.

Bu bulgu umutsuzluk vermemeli. Gösterdiği şey şu: özgüven doğrudan hedeflenecek bir şey değil, başka şeylerin yan ürünü. "Önce kendime güveneyim, sonra yaparım" sırası tersten kurulmuş bir sıradır ve pratikte bekleme üretir.

2. "Her sabah aynaya bakıp kendime olumlu telkinler vermeliyim"

Bir deneysel çalışmada katılımcılara "ben sevilebilir bir insanım" gibi olumlu bir cümleyi tekrarlamaları istenmiş. Sonuç şöyle: uygulama zaten yüksek özsaygıya sahip kişilerde küçük bir iyileşme sağlarken, düşük özsaygıya sahip kişilerde duygudurumu daha da kötüleştirmiştir (Wood, Perunovic & Lee, 2009).

Açıklama şu: kişi kendi inanmadığı bir cümleyi tekrarladığında zihni otomatik olarak karşı kanıt üretir — "hayır, değilim, çünkü..." — ve aradaki uçurum daha görünür hâle gelir.

Yani en çok ihtiyacı olan kişilerde en çok zarar veren yöntem. Bu, popüler kişisel gelişim içeriğinin en sık tavsiye ettiği şeyin neden işlemediğini açıklıyor.

Alternatifi, inanılmayan büyük cümleler yerine küçük ve doğrulanabilir ifadeler kullanmaktır: "ben güçlü biriyim" yerine "bugün ertelediğim telefonu açtım". İkincisi tartışılamaz, çünkü oldu.

3. "Başarırsam kendime güvenirim"

Alanyazında kişinin değerlilik duygusunu belirli alanlara bağlaması koşullu değerlilik başlığı altında incelenir: başarı, görünüş, başkalarının onayı gibi (Crocker & Wolfe, 2001).

Değerlilik bu alanlara bağlandığında her başarı yalnızca geçici bir rahatlama sağlar ve bir sonraki sınav bir sonraki tehdit hâline gelir. Kazanılan şey değerlilik değil, erteleme olur.

Bu nedenle yüksek başarılı kişilerde de düşük özsaygı sıkça görülür — dışarıdan en anlaşılmaz görünen tablo budur.

Buradaki çalışma yönü başarıyı artırmak değil, değerliliği başarıdan ayırmaktır.

Düşük Özgüven Yalnızca Kötü Hissettirmez

Düşük özsaygı ile çökkünlük arasındaki ilişki iki yönlüdür, ancak boylamsal çalışmalar belirli bir yön için daha güçlü kanıt sunar: uzun süreli izlemelerde düşük özsaygının sonraki dönemdeki çökkünlük belirtilerini öngördüğü, bu etkinin ters yöndeki etkiden daha belirgin olduğu bildirilmektedir. Alanyazında buna kırılganlık modeli denir (Orth, Robins & Widaman, 2012; Sowislo & Orth, 2013).

Pratik karşılığı şudur: düşük özsaygı bir konfor meselesi değil, ruh sağlığı açısından bir risk etkenidir. Bu nedenle "önemli değil, idare ederim" yaklaşımı maliyetlidir.

Çökkünlük belirtileri belirginse özgüven çalışmasından önce ya da onunla birlikte bu tablonun ele alınması gerekir; ayrıntılar için depresyon belirtileri yazısına bakabilirsiniz. Sosyal ortamlarda belirginleşen bir kaçınma varsa sosyal fobi belirtileri yazısı farklı bir çerçeve sunar.

Özgüven Gerçekte Nasıl Kurulur?

Özyeterlik kuramında yapabilme inancının dört kaynağı tanımlanır ve bunların gücü eşit değildir (Bandura, 1997):

1. Başarı deneyimi. En güçlü kaynak. Kişinin bir şeyi fiilen yapmış olması.
2. Model alma. Benzer birinin başardığını görmek.
3. Sözel ikna. Başkalarının destekleyici geri bildirimi. Etkisi sınırlıdır.
4. Bedensel durumun yorumlanması. Heyecanı korku mu yoksa hazırlık mı olarak okuduğunuz.

Sıralama şunu söylüyor: özgüven düşünceyle değil, öncelikle deneyimle kurulur. Üçüncü sıradaki sözel iknanın popüler içerikte birinci sıraya yerleşmiş olması, bu alandaki en yaygın hatadır.

Bunun uygulamadaki karşılığı net: çalışma "kendini iyi hissetmekle" değil, zorlanılan şeyi küçük adımlarla fiilen yapmakla ilerler. Davranış önce gelir, duygu sonra.

Bu, aynı zamanda erteleme döngüsünü de açıklar: hazır hissetmeyi bekleyen kişi başlamaz, başlamayan kişi de hazır hissetmez. Bu döngünün ayrıntısı için erteleme alışkanlığı yazısına bakabilirsiniz.

İç Çocuk: Kavram Nereden Geliyor?

Bu bölümü dürüstçe yazmak gerekiyor, çünkü kavram etrafında hem aşırı iddia hem de gereksiz küçümseme var.

"İç çocuk" tanı sistemlerinde yer alan bir kavram değildir. Kökeni kuramsal ve popüler kaynaklara dayanır: Jung'un çocuk arketipi, transaksiyonel analizdeki çocuk benlik durumu (Berne, 1961) ve 1990'larda yaygınlaşan popüler kitaplar.

Ancak kavramın işaret ettiği klinik olgu gerçektir: erken dönemde kurulan örüntülerin yetişkinlikte tekrarlaması iyi belgelenmiş bir durumdur.

Dolayısıyla doğru soru "iç çocuk var mı" değil, "bu adla anlatılan çalışmanın klinik karşılığı nedir" sorusudur.

Klinik karşılığı: üç yöntem

İmgelem yoluyla yeniden yapılandırma. Kişi sıkıntı veren erken dönem bir anıyı zihninde canlandırır ve o sahneye bugünkü yetişkin bakışıyla müdahale eder — örneğin o çocuğa o anda söylenmesi gereken şeyi söyler. Bu yöntemin etkililiğini inceleyen meta-analizler olumlu sonuçlar bildirmektedir (Morina, Lancee & Arntz, 2017).

Şema terapide mod çalışması. Burada "kırılgan çocuk modu" gibi tanımlı modlarla çalışılır; popüler dildeki iç çocuk ifadesine en yakın duran yapılandırılmış karşılık budur. Şema terapinin etkililiğine dair randomize kontrollü çalışmalar bulunmaktadır (Giesen-Bloo ve ark., 2006; Bamelis, Evers, Spinhoven & Arntz, 2014).

Sandalye çalışması. Kişinin içsel eleştirmeniyle ve kendinin incinmiş yanıyla ayrı ayrı konuştuğu, duygu odaklı yaklaşımlardan gelen bir teknik.

Üçünün ortak mantığı aynı: o dönemde karşılanmamış olan şeyi bugün fark etmek ve bugünkü kaynaklarla yeniden ele almak. Fark, popüler anlatıda bunun bir metafor olarak kalması; klinik uygulamada ise yapılandırılmış bir protokolle yürütülmesidir.

Erken dönem yaşantıların yetişkinlikteki etkisi için çocukluk çağı travmaları yazısı tamamlayıcı bir çerçeve sunar.

İç Çocuk Çalışmasında Üç Risk

Bu başlık popüler içerikte neredeyse hiç geçmez, oysa en önemli kısmıdır.

1. Yeniden örselenme. Zorlayıcı anıların yeterli hazırlık ve duygu düzenleme becerisi olmadan canlandırılması, kişiyi rahatlatmak yerine daha kötü hissettirebilir. Bu nedenle klinik uygulamada bu teknikler hazırlık aşamasından sonra devreye girer.

2. Anı güvenilirliği. Telkine açık yöntemlerle "hatırlanmamış olayları gün yüzüne çıkarma" iddiası, bellek araştırmaları açısından sorunludur; oluşturulan anlatı gerçeği yansıtmayabilir. Hatırlanan bir şeyin duygusal gerçekliği ile olgusal doğruluğu aynı şey değildir ve bu ayrım, aile ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

3. Uygulayıcı yeterliliği. Bu teknikler eğitim gerektirir. Kısa kurslarla edinilmiş bir yetkinlikle, özellikle travma öyküsü olan kişilerde uygulanması uygun değildir.

Travma öyküsü belirginse EMDR psikoterapisi gibi bu alan için geliştirilmiş yapılandırılmış yöntemler daha uygun olabilir.

Evde Uygulanabilecekler

Aşağıdakiler terapinin yerini tutmaz, ancak yönü doğru olan adımlardır.

  • Kaçındığınız bir şeyi küçülterek yapın. Tüm sunumu değil, bir toplantıda tek bir cümleyi. Yapabilme inancının en güçlü kaynağı deneyimdir ve deneyim küçük olabilir.
  • Kanıt defteri tutun. Günde bir satır: bugün yaptığım ve zor gelen şey. Bu, olumlu telkinden farklıdır çünkü tartışılamaz — oldu.
  • İçsel eleştirmeni adlandırın. "Yine o ses" demek bile mesafe kurar. Bu başlıkta ayrıntılı bir çerçeve için kendine şefkat yazısına bakabilirsiniz.
  • Değerlerinizi netleştirin. Değerlilik başarıya bağlıysa kırılgan kalır. "Nasıl bir insan olmak istiyorum" sorusu, "ne başarmalıyım" sorusundan daha sağlam bir zemin kurar.
  • Karşılaştırmayı azaltın. Sosyal medya, seçilmiş anların kesintisiz akışıdır ve kendi sıradan gününüzle kıyaslanacak bir ölçüt değildir.
  • Bedensel durumu yeniden adlandırın. Heyecanı "korkuyorum" yerine "bedenim hazırlanıyor" olarak okumak, dördüncü özyeterlik kaynağına yapılan doğrudan bir müdahaledir.
  • Geri bildirimi genellemeyin. Bir işte yapılan hata, bir kişinin tamamına dair bir yargı değildir. "Bunu yanlış yaptım" ile "ben beceriksizim" arasındaki fark, özgüven çalışmasının merkezindedir.
  • Hazır hissetmeyi beklemeyin. Duygu davranışı değil, davranış duyguyu değiştirir.

Ne Zaman Destek Almalı?

  • Yetersizlik duygusu iş, okul ya da ilişkilerde somut kısıtlamalar üretiyorsa
  • Fırsatlar reddedilmeye, davetler geri çevrilmeye başlandıysa
  • Başarılar hiçbir biçimde içselleştirilemiyorsa
  • İçsel eleştirmenin dili sert ve aşağılayıcı hâle geldiyse
  • Çökkünlük ya da yoğun kaygı belirtileri eşlik ediyorsa
  • Erken dönem yaşantılar bugünkü ilişkilerde tekrarlanıyorsa
  • Kendi kendine denenen yöntemler sonuç vermiyor ya da kötüleştiriyorsa
  • Değersizlik duyguları yaşamı sürdürme isteğini etkiliyorsa

Son madde gecikmeden değerlendirme gerektirir. Bu tür düşünceler varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız, acil durumlarda 112'yi aramanız önerilir.

Aliağa'da Bireysel Psikoterapi: Randevu ve Seans Düzeni

İlk görüşmede güncel zorlanma, bu zorlanmanın ne zamandır sürdüğü, hangi durumlarda yoğunlaştığı ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişki ele alınır.

Özgüven başlığında çalışma genellikle iki hatta birden ilerler: bir yandan kaçınılan durumlar kademeli olarak denenir, diğer yandan içsel eleştirmenin kökenleri ve işlevi çalışılır. Yalnızca birincisi yapılırsa kazanımlar içselleştirilmez; yalnızca ikincisi yapılırsa içgörü artar ama davranış değişmez.

  • Seans süresi: 60 dakika, genellikle haftada bir.
  • Tipik süre: Bu başlıkta çoğunlukla 12-20 seanslık bir çerçeve kullanılır.
  • Yer: Aliağa / İzmir'de yüz yüze görüşme. Bergama, Dikili, Foça ve çevre ilçelerden gelen danışanlar da kabul edilmektedir.
  • Online seçenek: Türkiye'nin her yerinden ve yurt dışından çevrim içi görüşme; online psikoterapi sayfasında ayrıntılar var.
  • Yöntem: Sistemik yaklaşımın yanı sıra bilişsel davranışçı yöntemler kullanılır; erken dönem yaşantıların etkisi belirginse imgelem temelli çalışma ya da EMDR sürece eklenebilir.
  • Hazırlık aşaması: İmgelem temelli çalışmalara doğrudan başlanmaz; önce duygu düzenleme becerileri kurulur.
  • Gizlilik: Görüşmelerde paylaşılan her bilgi meslek etiği ve yasal düzenlemeler çerçevesinde gizli tutulur.
  • Kapsam: Tanı bir hekim tarafından konur; danışmanlık süreci değerlendirme, yönlendirme ve müdahale bileşenlerini kapsar.
  • Ücret: Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi iletişim kanallarından alabilirsiniz.
  • Randevu: WhatsApp ya da telefon: +90 544 571 11 94.

Süreç ve yöntemlere dair ayrıntılı bilgiyi Aliağa bireysel psikoterapi sayfasında bulabilirsiniz. Tükenmişlik tabloya eşlik ediyorsa tükenmişlik sendromu, kaygı öne çıkıyorsa anksiyete çerçevesi daha uygun bir başlangıç olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Özgüven ile özsaygı aynı şey mi?

Günlük dilde aynı anlamda kullanılırlar ancak alanyazında üç ayrı kavramdan söz edilir. Özsaygı, kişinin kendi değerine dair genel yargısıdır ve değerli miyim sorusuna karşılık gelir. Özgüven, yapabilme beklentisidir ve bunu başarabilir miyim sorusuna karşılık gelir. Özyeterlik ise belirli bir alandaki yapabilme inancıdır; bir kişinin matematikte yüksek, topluluk önünde konuşmada düşük özyeterliği olabilir. Bu ayrım pratikte önemlidir çünkü müdahaleyi değiştirir: yapabilme inancı deneyimle güçlenirken, değerlilik algısı yalnızca başarıyla onarılmaz. Kendini başarısız hisseden biriyle kendini değersiz hisseden biri aynı çalışmaya ihtiyaç duymaz.

Yüksek özgüven başarıyı getirir mi?

Alanyazındaki en kapsamlı derlemelerden biri bu yaygın inancı desteklemiyor. Özsaygı araştırmalarını inceleyen geniş bir değerlendirmede, yüksek özsaygının akademik başarıyı ya da iş performansını artırdığına dair güçlü kanıt bulunmadığı; ilişkinin büyük ölçüde ters yönde işlediği bildirilmiştir. Yani başarı özsaygıyı yükseltiyor, özsaygı başarıyı değil. Aynı derlemede özsaygıyı doğrudan yükseltmeyi hedefleyen programların beklenen yararı sağlamadığı da belirtilmektedir. Bu bulgu umutsuzluk vermemelidir; gösterdiği şey, özgüvenin doğrudan hedeflenmesi gereken bir şey değil, başka şeylerin yan ürünü olduğudur.

Olumlu telkinler işe yarıyor mu?

Herkeste değil ve bazı durumlarda ters etki yapabiliyor. Bir deneysel çalışmada katılımcılara ben sevilebilir bir insanım gibi olumlu bir cümleyi tekrarlamaları söylenmiş; bu uygulamanın zaten yüksek özsaygıya sahip kişilerde küçük bir iyileşme sağladığı, buna karşılık düşük özsaygıya sahip kişilerde duygudurumu daha da kötüleştirdiği bulunmuştur. Açıklama şudur: kişi kendi inanmadığı bir cümleyi tekrarladığında zihni karşı kanıt üretir ve aradaki uçurum daha görünür hâle gelir. Bu nedenle inanılmayan büyük cümleler yerine, küçük ve doğrulanabilir ifadeler daha işlevseldir.

Özgüven gerçekte nasıl kuruluyor?

Özyeterlik kuramında yapabilme inancının dört kaynağı tanımlanır ve bunların gücü eşit değildir. En güçlü kaynak başarı deneyimidir: kişinin bir şeyi fiilen yapmış olması. İkincisi model alma, yani benzer birinin başardığını görmektir. Üçüncüsü sözel ikna, yani başkalarının destekleyici geri bildirimidir ve etkisi sınırlıdır. Dördüncüsü bedensel durumun yorumlanmasıdır. Bunun pratik anlamı nettir: özgüven düşünceyle değil, öncelikle deneyimle kurulur. Bu nedenle çalışma kendini iyi hissetmekle değil, zorlanılan şeyi küçük adımlarla fiilen yapmakla ilerler.

Özgüvenim neden başarıya rağmen düşük kalıyor?

Bu tablo genellikle koşullu değerlilik ile açıklanır. Alanyazında kişinin değerlilik duygusunu belirli alanlara bağlaması incelenir: başarı, görünüş, başkalarının onayı gibi. Değerlilik bu alanlara bağlandığında, her başarı yalnızca geçici bir rahatlama sağlar ve bir sonraki sınav bir sonraki tehdit hâline gelir. Çünkü kazanılan şey değerlilik değil, erteleme olur. Bu nedenle yüksek başarılı kişilerde de düşük özsaygı sıkça görülür. Çalışmanın yönü burada başarıyı artırmak değil, değerliliği başarıdan ayırmaktır; bu da içsel eleştirmenle kurulan ilişkinin değişmesini gerektirir.

Düşük özgüven depresyona mı yol açıyor, depresyon mu özgüveni düşürüyor?

İki yönlü bir ilişki olmakla birlikte, boylamsal çalışmalar belirli bir yön için daha güçlü kanıt sunmaktadır. Uzun süreli izleme çalışmalarında düşük özsaygının sonraki dönemdeki çökkünlük belirtilerini öngördüğü, bu etkinin ters yöndeki etkiden daha belirgin olduğu bildirilmektedir; alanyazında buna kırılganlık modeli denir. Pratik karşılığı şudur: düşük özsaygı yalnızca kötü hissettiren bir durum değil, ruh sağlığı açısından bir risk etkenidir. Bu nedenle ertelenmesi uygun değildir. Çökkünlük belirtileri belirginse özgüven çalışmasından önce ya da onunla birlikte bu tablonun ele alınması gerekir.

İç çocuk nedir, bilimsel bir kavram mı?

İç çocuk, tanı sistemlerinde yer alan bir kavram değildir; kökeni kuramsal ve popüler kaynaklara dayanır. Jung'un çocuk arketipi, transaksiyonel analizdeki çocuk benlik durumu ve 1990'lardaki popüler kitaplar bu kavramın yaygınlaşmasında rol oynamıştır. Ancak kavramın işaret ettiği klinik olgu gerçektir: erken dönemde kurulan örüntülerin yetişkinlikte tekrarlaması, iyi belgelenmiş bir durumdur. Dolayısıyla doğru soru iç çocuk var mı değil, bu adla anlatılan çalışmanın klinik karşılığı nedir sorusudur. Bu karşılık şema terapideki mod çalışması, imgelem yoluyla yeniden yapılandırma ve sandalye çalışması gibi yöntemlerde bulunur.

İç çocuk çalışmasının kanıta dayalı karşılığı var mı?

Kavramın kendisi değil ama benzer işlevi gören yöntemler araştırmalarla desteklenmektedir. İmgelem yoluyla yeniden yapılandırma, kişinin sıkıntı veren erken dönem bir anıyı zihninde canlandırıp o sahneye bugünkü yetişkin bakışıyla müdahale etmesine dayanır; bu yöntemin etkililiğini inceleyen meta-analizler olumlu sonuçlar bildirmektedir. Şema terapide kullanılan mod çalışması da benzer bir mantıkla kırılgan çocuk modunu ele alır ve bu yaklaşımın etkililiğine dair randomize kontrollü çalışmalar bulunmaktadır. Yani bu alanda işe yarayan şey, iç çocuk etiketinin kendisi değil, yöntemin yapılandırılmış biçimde uygulanmasıdır.

İç çocuk çalışmasının riski var mı?

Üç risk göz önünde bulundurulmalıdır. Birincisi yeniden örselenmedir: zorlayıcı anıların yeterli hazırlık ve düzenleme becerisi olmadan canlandırılması, kişiyi rahatlatmak yerine daha kötü hissettirebilir. İkincisi anı güvenilirliğidir; telkine açık yöntemlerle hatırlanmamış olayları gün yüzüne çıkarma iddiası, bellek araştırmaları açısından sorunludur ve oluşturulan anlatı gerçeği yansıtmayabilir. Üçüncüsü uygulayıcı yeterliliğidir; bu teknikler eğitim gerektirir ve kısa kurslarla edinilmiş bir yetkinlikle uygulanması uygun değildir. Bu nedenle çalışmanın bir ruh sağlığı uzmanıyla ve yapılandırılmış bir çerçevede yürütülmesi önerilir.

Özgüven için ne yapmalı, nereden başlamalı?

Dört başlık öne çıkar. Birincisi kaçınılan şeyi küçük adımlarla fiilen yapmaktır; yapabilme inancının en güçlü kaynağı deneyimdir. İkincisi içsel eleştirmenin dilini değiştirmektir; kendine şefkat temelli yaklaşımlar bu alanda kullanılan yöntemlerdendir. Üçüncüsü değerliliği başarıdan ayırmaktır; bunun için kişinin değer verdiği şeylerin ve bunlara uygun yaşayıp yaşamadığının netleştirilmesi işe yarar. Dördüncüsü karşılaştırmayı azaltmaktır; sosyal medya bu alanda belirgin bir etken olarak bildirilmektedir. Başlangıç noktası genellikle birincisidir, çünkü diğer üçü üzerine konuşmak kolay ama tek başına değiştirici değildir.

Ne kadar sürede değişir?

Gerçekçi beklenti kurmak bu alanda önemlidir. Özsaygı, boylamsal çalışmalarda yaşam boyunca değişen ancak yavaş değişen bir yapı olarak bildirilmektedir; ergenlikten orta yetişkinliğe doğru yükselme eğilimi gösterir. Bu nedenle birkaç haftada köklü bir dönüşüm beklemek gerçekçi değildir. Buna karşılık ilk fark edilen değişiklikler genellikle daha erken görülür: kaçınılan bir durumun yapılabilmesi, hata sonrası toparlanma süresinin kısalması ve iç konuşmanın tonundaki yumuşama. Klinik uygulamada 12-20 seanslık bir çerçevede belirgin değişim sık görülür, ancak süre kişinin öyküsüne ve eşlik eden tablolara göre farklılaşır.

Aliağa'da bireysel psikoterapi nasıl yürür, seans düzeni nedir?

İlk görüşmede güncel zorlanma, bu zorlanmanın ne zamandır sürdüğü, hangi durumlarda yoğunlaştığı ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişki ele alınır. Özgüven başlığında çalışma genellikle iki hatta birden ilerler: bir yandan kaçınılan durumlar kademeli olarak denenirken, diğer yandan içsel eleştirmenin kökenleri ve işlevi çalışılır. Erken dönem yaşantıların bugüne etkisi belirginse imgelem temelli yöntemler ya da EMDR sürece eklenebilir. Görüşmeler 60 dakikadır ve genellikle haftada bir yürütülür; bu başlıkta çoğunlukla 12-20 seanslık bir çerçeve kullanılır. Aliağa'da yüz yüze görüşme yapılmakta olup Bergama, Dikili, Foça ve çevre ilçelerden gelen danışanlar da kabul edilmektedir; online görüşme de mümkündür. Seans ücreti dönemsel olarak güncellendiğinden burada sabit bir rakam paylaşılmaz; güncel bilgiyi WhatsApp ya da telefon üzerinden alabilirsiniz.

Kaynaklar

  1. Bamelis, L. L. M., Evers, S. M. A. A., Spinhoven, P., & Arntz, A. (2014). Results of a multicenter randomized controlled trial of the clinical effectiveness of schema therapy for personality disorders. American Journal of Psychiatry, 171(3), 305-322.
  2. Bandura, A. (1997). Self-efficacy: The exercise of control. New York: W. H. Freeman.
  3. Baumeister, R. F., Campbell, J. D., Krueger, J. I., & Vohs, K. D. (2003). Does high self-esteem cause better performance, interpersonal success, happiness, or healthier lifestyles? Psychological Science in the Public Interest, 4(1), 1-44.
  4. Berne, E. (1961). Transactional analysis in psychotherapy. New York: Grove Press.
  5. Crocker, J., & Wolfe, C. T. (2001). Contingencies of self-worth. Psychological Review, 108(3), 593-623.
  6. Giesen-Bloo, J., van Dyck, R., Spinhoven, P., ve ark. (2006). Outpatient psychotherapy for borderline personality disorder: Randomized trial of schema-focused therapy vs transference-focused psychotherapy. Archives of General Psychiatry, 63(6), 649-658.
  7. Morina, N., Lancee, J., & Arntz, A. (2017). Imagery rescripting as a clinical intervention for aversive memories: A meta-analysis. Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry, 55, 6-15.
  8. Orth, U., Robins, R. W., & Widaman, K. F. (2012). Life-span development of self-esteem and its effects on important life outcomes. Journal of Personality and Social Psychology, 102(6), 1271-1288.
  9. Sowislo, J. F., & Orth, U. (2013). Does low self-esteem predict depression and anxiety? A meta-analysis of longitudinal studies. Psychological Bulletin, 139(1), 213-240.
  10. Wood, J. V., Perunovic, W. Q. E., & Lee, J. W. (2009). Positive self-statements: Power for some, peril for others. Psychological Science, 20(7), 860-866.
  11. Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner's guide. New York: Guilford Press.

Son güncelleme: 16 Ekim 2026

Doğru Yerden Başlayalım

Özgüven çalışması, kendine olumlu şeyler söylemekle değil; kaçınılan şeyin denenmesi ve içsel eleştirmenin nereden geldiğinin anlaşılmasıyla ilerler. Nereden başlanacağını birlikte belirleyebiliriz. Aliağa'da yüz yüze, Bergama ve çevre ilçelerden ulaşım ya da Türkiye'nin her yerinden online görüşme için randevu oluşturabilirsiniz.

Randevu ve Bilgi Alın

Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; psikolojik değerlendirme, tanı veya tedavinin yerine geçmez, ilaç önerisi içermez. Burada anlatılan imgelem temelli yöntemler bir uzman eşliğinde uygulanmalıdır. Kişisel bir güçlük yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

Kadir Şahbaz

Kadir Şahbaz

Psikolojik Danışman ve Sistemik Psikoterapist

Aliağa'da birey, çift, çocuk, ergen ve ailelerle çalışan psikolojik danışman ve sistemik psikoterapisttir. Lisans eğitimini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamladı; sistemik psikoterapi eğitimini Sistemik Psikoterapi Enstitüsü'nde aldı. Çalışmalarında sistemik yaklaşımın yanı sıra bilişsel davranışçı yöntemlerden ve EMDR'den yararlanır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde aynı alanda yüksek lisans yapmakta olup tez çalışması ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerinedir.

Kadir Şahbaz hakkında ayrıntılı bilgi →
WhatsApp ile Ulaşın